karhozat


  • macaristan yapımı dram/romantik türde sinema filmidir..

    yönetmen koltuğunda Béla Tarr oturmaktadır..

    başrollerde, Miklós Székely B. ve Vali Kerekes rol almıştır. diğer önemli rollerde, Hédi Temessy, Gyula Pauer, György Cserhalmi oynamıştır..

    filmde, karrer karakterinin yaşamı, varoluşu(daha doğrusu varolamayışını), hiçliği sorgulamasını izliyoruz..

    film, siyah beyaz olarak çekilmiş. renkli olarak çekilseydi kesinlikle bu etkiyi veremezdi diye düşünüyorum. siyah beyaz olması estetik ve nostaljik bir hava katmış filme..

    oyunculuklar son derece başarılıydı. diyaloglar kusursuza yakındı. özellikle ikili diyalogların tamamı mükemmeldi..

    müzikleri harikulâdeydi. bu zarif müziklerin sahibi, Béla Tarr'ın tıpkı Theodoros Angelopoulos ile Eleni Karaindrou ikilisi gibi birlikte çalıştığı müzisyen Mihály Víg'dan başkası değildir. nostalji rüzgârları esiyordu dinlerken. macar şarkıları pek güzeldi. özellikle akordiyon müzikleri ve dans sahneleri büyüleyiciydi..

    Kárhozat, macaristan'ın ve avrupa sinemasının en önemli filmlerindendir..

    sinematografik açıdan izlediğim en iyi filmlerdendir. kamera açıları, plan sekansları harikaydı..

    filmi çok beğendiğimi belirtmek istiyorum. bu tarz filmleri seven bir izleyici olarak film beni kesinlikle tatmin etti. eğer dram türü ve festival filmleri tarzını sevmiyorsanız izlerken sıkılmanız kuvvetle muhtemeldir..

    film, oldukça kasvetli bir havada çekilmiş. sürekli yağmurlu ve kapalı bir atmosfer var filmde. bu atmosfer de başrolün içinde bulunduğu ruhsal durumla gayet uyumlu olmuş..

    Kárhozat'ı izlerken zeki demirkubuz ile nuri bilge ceylan filmlerinin birleşimine benzettim. ikisinden de biraz var. ancak yönetmenin bu filmi çektiği tarihte iki yönetmenin de henüz film çekmeye başlamadığını da göz önünden bulundurursak bizim yönetmenlerin bu filmden etkilenme ihtimalleri mevcut..

    filmde birbirinden derin aforizmalar bulunmaktadır..

    filmde zeki demirkubuz'un masumiyet'indeki bekir'in kırsaldaki sahnesi gibi güçlü birden fazla uzun planlı sahne mevcut. sinemada en zor olan şeylerden biri de uzun planlı çekimlerdir. üst seviye bir oyuncu ile üst seviye bir yönetmen gerekir. gözümde bu film, bu konuda dünya çapında bir başarı sağlamıştır..

    filmin açılış sahnesi beni oldukça etkilemişti. yönetmen böyle bir açılışa nasıl bir kapanış hazırlamış diye film boyunca merak içindeydim..

    izlerken çabuk bitmesini istemediğim filmlerdendir..

    filmi izlerken titanik bar'a gitmek istemedim değil..

    Béla Tarr bir röportajında film hakkında aşağıda yazılanları söylemiştir.
    “…85’te Akademi’deki bazı arkadaşlarım bana Laszlo Krasznahorkai’den bahsetmişlerdi. Daha sonra onunla tanıştık ve çok iyi dost olduk. Elbette ilk olarak aklımızda Satantango vardı, Laszlo’nun ilk kitabı… Hikâyeye kesinlikle bayılmıştım ve çekmek istemiştim ama bu derece girift ve büyük bir hikâyeye girişmek için yeterli bütçeyi bulamayacağımı biliyordum. Biz de bunun üzerine çok daha basit ve ucuza mal edebileceğimiz bir senaryo yazmaya karar verdik; Karhozat işte böyle doğdu. Fakat film Berlin Film Festivali’nde gösterildiğinde Macaristan’daki hemen herkes nefret etti. Özellikle de politikacılar. Bana gayet net bir şekilde şunu söyleyen dâhi oldu: Bir daha burada asla film çekemeyeceksin!”

    tekrar tekrar izlenebilecek ender filmlerdendir..

    Kárhozat, ülkemizde pek bilinmeyen bir başyapıttır..

    filmi, tüm sinemaseverlere ve felsefeye meraklı kişilere öneriyorum..

    aşağıda filmden ayrıtılar paylaşacağım. izlemeden önce detayları öğrenmekten haz etmiyorsanız aşağıdaki yazılanları okumamanızı öneririm..


    --- spoiler ---


    Vali Kerekes'in sahnesinden.

    — kimse sevgisiz ve erdemsiz yaşayamaz.


    Vali Kerekes'in karrer ile olan sahnesinden.

    — yağmuru seviyorum. pencereden düşen damlaları seyretmeyi seviyorum. beni hep sakinleştirir. zihnim boşalır, sadece yağan yağmuru izlerim. artık hiçbir şeye bağlı değilim. kimseye bağlı değilim.


    hayat tecrübesi yüksek olan hanımefendinin görece genç adam ile diyaloğu.

    — ne renkli, ne kalabalık, ne neşeli bir parti. ahh dans. kollar ve bacaklar, beller ve omuzlar. mükemmel bir armonide işliyor. konuşma şekilleri, hareketleri, dansa kaldırdıklarının bakışları tüm dünyevi sorunların üstünde. gençler çok sevimli. inan bana kalbini ısıtan müzik varken başkasını bulmak gibisi yoktur. eller birlikte kenetlendi mi bir ayak diğer ayağı hisseder, onu takip eder. gideceği yerin önemi yoktur. çünkü o andan sonra her sallanma ve dönüşte uçacaklarına inanırlar. kim bilir? belki de uçarlar.

    yukarıdaki sözlerin sahibi hanımefendinin gençlere tavsiyeler verirken hayıflanması oldukça hüzünlüydü.


    --- spoiler ---