hasan ali toptaş
-
Sonsuzluğa nokta kitabını okuduğum andan beri trompet olmak istiyorum.
Ülkenin en iyi yazarı benim için.
Okurken çok vaktinizi almaz,sonrasında buz kesersiniz Nihat hikayesinde,şuraya bırakıyorum başlangıcını.
''Bu Nihat eskiden böyle değilmiş. Dediklerine göre annesi de böyle değilmiş, dokunsan kırılacak türden, dağ lalesi gibi incecik bir kadınmış. İşte, pazar yerine bakan o geniş avlulu evde yaşarken, babaları olacak adam günün birinde aniden bırakıp gitmiş bunları.Neden gitmiş bilmiyorum, bana işin bu yanını hiç anlatmadılar. Konu buraya gelip dayandığında, hüzünlü hüzünlü çalkalanan büyük bir iştahla o evin bulunduğu yöne doğru bakarak hep kadının güzelliğinden söz ettiler daha doğrusu. Güzelliğinin yanı sıra, melekler kadar iyi oluşundan söz ettiler sonra; dürüstlüğünden, sessizliğinden ve kibarlığından söz ettiler. Öyle ki, sonunda, adam sanki kadının bu özelliklerine dayanamayıp kaçmış gibi oldu benim gözümde. Ne bileyim, belki de gerçekten öyledir; gün gelmiş, bir kadının bu kadar iyi, bu kadar dürüst ve kibar oluşuna dayanamamıştır. Dayanamayınca da, ulan iyiliğin bu kadarı da fazla be, bu kadarı da fazla, diye almış başını çekip gitmiştir.''
Başımıza gelmiş en iyi yazarlardandır,iyi ki.
