insanlık halleri


  • teoman'ın 8. stüdyo albümüdür. 2009 yılında çıkmıştır.

    ben bu albümü çıktığında da; ilk dinlediğimde 15 yaşımda idim. bütün olarak dinlediğim ilk albüm olabilir hatta. benim müzik dinleme yolculuğumda önemli bir yeri vardır bu albümün.

    bu albüm öncesinde teoman'a dair bilgim; aşk kırıntıları, bir barta buresi üstünde babamın öldüğü yaştayım (xd), bir kar tanesi ol kombilimin ucuna (xd) falan idi. kral tv'de ne çıkıyorsa onu dinleyip biliyordum işte. özcan deniz, kutsi falan seviyodum (özcan deniz'in sevdanın rengi; kutsi'nin de aşkın gururu şarkısı en sevdiğim şarkılardı xd) bir süre sonra manga'nın ilk albümünü dinlemeye başladım. o çizim, klipler falan hoştu. sonra hayatımda gittiğim ilk konseri verdiler karabükte. sonra etrafıma bi baktım (orta okulda) herkes ya rok müzik ya da rap müzik dinliyor. ben hala kral tv takılıyorum. ulan dedim ben de ya rokçu olacam ya da rapçi. onları denedim. sonra böyle kafam bişilere ermeye, kendimce bi kalite standardı oluşturmaya başladıkça değişti tabi her şey. artık kral tv'ye bağlı kalmıyor; limewire, torrent vs albüm indiriyor, film/dizi indiriyor ülkemin ve dünyanın sanatını tanımaya başlıyordum (limewire varsa porno da var tabi, porno sanatı, şahin k vs onlarla da bu arayış sonucunda tanıştım, itiraf ediyorum.) neyse müzik serüvenim şöyle devem etti;

    ilk başta rapçi olmaya karar verdim. plaka yerli bak sırtı terli, ne olacak wooov woooov wooooooooov falan ceza dinledim bir süre (bi iki hafta en fazla, ama o zamana kadar çıkmış bir çok şarkısını dinlemişimdir), olmadı. sonra sagopa denedim. onun da bir çok şarkısını dinlemişimdir, o zamana kadar çıkardığı. neyse, keyif alamadım. olmadı. sonra her yeni yetme rok müzik dinleyicisinin yaptığı gibi en sertinden metale vurdum kendimi. o da sarmadı. sonra bu albüm çıktı.

    tabi bu denemeleri yaparken kral tv'den de kopamıyodum. aşk kırıntıları, iki yabancı vs şebnem ferah'ı da orada tanıdım ilk. teoman sayesinde. neyse buna dönücem sonra ama şimdi konumuz insanlık albümleri hakkında.

    tam olarak hatırlamıyorum ama; 7. ya da 8. sınıfın yaz tatilinde kıbrıs'a gitmiştik ailecek. o zamanlarda da mp4 playerlar moda idi. ailem karne hediyesi olarak mp4 almışlardı (şağolsun canlarım xd) ben o mp4'ü kral tv'de gördüğüm şarkılar, haberler doğrultusunda doldurmaya çalışmıştım. bir gün teoman'ın yeni albümü insanlık halleri çıktı haberini duydum. satın aldığı ilk iki albüm manga ve vega olan ben, bu iki albümden sonra teoman'ın albümünü satın almak istedim ama küçüktüm, param yoktu internetten indirdim xd karabük-ankara arası 2-2.5 saattir. esenboğaya gidene kadar, ordan da kıbrıs ercan havalimanı'na inene kadar bu albümü dinlemiştim kesintisiz ve tam anlamıyla vurulmuştum. işte o ilk kalite şeysini, rap/rok/pop farketmez "müzik hissettirdikleri kadar değerlidir düşüncesini" kafama vuran albüm insanlık halleri olmuştu.

    kıbrıs'daki otelimizde, kıbrıs'ı gezdiğimiz her an kulağımda bu albüm vardı. bu albümün fon olduğu şey de ilk adam gibi sevgilim falandı. yine ergendim ama müzik açısından, müzikal kalite açısından yeni bir dönem açılıyordu benim için. ilk defa; dinlediğim bir şarkıda sözler kadar müziğe de önem veriyordum. ilk defa dinlediğim şey bana gerçekten bişiler hissettiriyodu (vega ile eş değerdi o açıdan, vega'da ne hissetmem gerektiğini bilmiyodum ama hissediyodum)

    bu albümün en sevdiğim şarkısı nedense elveda oldu. en sevdiğim klip çoban yıldızı'na çekildi. en sevdiğim sözler yalnız kalpler sütunu'na yazılanlar oldu. o yaşta istanbul'u, taksim'i, galata'yı ilk merak edişim galata'da rıhtımda ile oldu. ilk öpüşmemde de, sevişmemde de sevişirdik bazen dinledim. kendim dışındakilerle empati kurduğum ilk şarkı fahişe oldu. ilk terk edilişimi (bkz: mavi kuş ile küçük kız) serenadı yaparak engellemeye çalıştım. ruhun sarışın başka bir yerdeydi, o bana kalsın (:

    insanlık halleri albümü benim kendimi ve dışarıdaki dünyayı tanıdığım, deneyimlediğim, denediğim, sorguladığım ilk albümdü açıkçası. oradan sonra teoman'ı da, şebnem ferah'ı da, nirvana'yı da, karşıma çıkan her albümü her şarkıyı da daha farklı bir kulakla, dikkatle dinledim. ve rap-rok-pop-elektronik-metal vs ayırt etmeden hissettirdiklerini sevmeye başladım. bu albüm o yüzden bir milat benim için.

    teoman'ın kendi otobiyografisi fasa fiso 116. sayfada yazdığı; "eski sevgilim, 'berbat bir admasın ama içinde güzel şeyler de var, o yüzden duruyorum' diyordu. ben gerçi iyi yanlarımı da kötü yanlarımı da pek algılayamıyordum'" cümlesindeki iyi, kötü her yanını tamamiyle ortaya döktüğü bir albüm oldu benim için o albüm.

    aynı kitabın 119. sayfasında diyor ki; " gidilmiş yollardan gitmemeye çalıştım. müzikten ziyade, şarkının ne anlattığıyla ilgilendim. zamparanın ölümü, bugün ya da istasyon çocukları gibi dünyalar kurunca beğeniyorum kendimi." ulan insanlık halleri'ndeki her şarkı başka bir hikaye, anı, güzellik veyahut kırıklık, burukluk anlatıyor.

    velhasılkelam; bana göre teoman'ın en iyi albümüdür. bana kendim dışındakileri, ülkemi, dünyayı tanıtan, o ufku açan, müzik zevkimin belli bir standarda oturmasını sağlayan albümdür. bu albümü dinledikten sonra sırasıyla; teoman'a, şebnem ferah'a, nirvana'ya aşık oldum, çok dinledim ben. sonra önünü alamadık zaten.