hayatın anlamsız geldiği anlar


  • aile sofrası kurulmuş ve bir yerlerin patladığını zırvalayan televizyon sesi kulağıma çalınır iken, bir kimsenin selasını duymakta idim.*
    babam ani bir şekilde, uzun zamandan beri bu anı bekliyormuş gibi, "bizim de iş yerinde bir eleman var idi, kanser olmuş!" dedi.
    tam olarak anlam veremedim, sofrada bir saadet yok idi lakin huzursuzluğun çökmesine sebep olacak sözün anlamını düşündüm, yok idi anlamsızlık o 'an' içerisinde burada başladı.
    annem de sanki bir çiçeği sular sakinliğindeki, "kanserli insanlar çabuk ölüyor dedi."
    şaşırdım ve sustum, bir şeyler demek istedim sanır isem, lakin sustum.
    televizyon gene bir şeyler zırvalıyordu lakin zırvası ölüm idi,
    bir insanın selası aklıma geldi ve o da ölüm idi,
    kanseri düşündüm ve gene bir insanın kanser olmasını lakin yenmesini ve en sonunda ölmesini düşündüm.

    ölüm beni o masada çepeçevre kuşattığı vakit, anlamsızlığı tattım.
    ölüm, hakikat idi,
    peki anlamı olan ne idi?