z kuşağı
-
Milenyum doğumlu olarak, sanırım, içerisinde bulunduğum jenerasyondur. Başka platformlarda insanlar kendilerinden küçükleri aşağılasa ve dışlasa da blog sözlük'te kesinlikle bu durumla karşılaşmadım. Ben yaşça küçüklerime akranım gibi yaklaştım, büyüklerim de bana karşı aynı yaklaşımı sergiledirler, sağ olsunlar. (bkz: blog sözlük'ü sevmek için bin nedenden biri)
Z kuşağı fertlerinin özgürlüklerine müdahale edilmesi konusunda hassas olduğu sıkça zikrediliyor. İlk elden teyit edelim hemen, doğrudur efendim. Genel anlamda ailesi tarafından rahat yetiştirilmiş, internetle büyümüş ve merak edip okumuş, kendince sorgulamış bir adem olarak özgürlüğün adeta kutsal bir kavram olduğu düşüncesindeyim. Şöyle ki; toplum sözleşmesi ile doğal hayatın terk edilmesi ile birlikte insanlar günlük hayatlarında mikro olanlardan siyasi iktidara kadar uzanan birçok iktidara tabi hale gelmiştir. Bunlardan en güçlü, en üstün olanı siyasal iktidardır ve bireyler bu iktidar karşısında pek zayıf, güçsüzdür. İfade özgürlüğünün ve bireysel özgürlük alanlarının ihlal edildiği durumlarda bu mevzu daha gözle görülür hale gelir. Zira özgür basının, etkin siyasi ve sivil örgütlenmenin ve sağlıklı eleştiri ortamının bulunmadığı yönetimlerde keyfiliğe rastlanır. Konuya bağlayacak olursak; burada günümüz Türkiye'sinin kanayan bazı yaralarına değinmekteyiz. Bu gibi sorunları yaşı bizden daha büyük olanlar dini veya kendilerince milli gerekçeler ile arka plana atabiliyorlar. Ancak Z kuşağı denilen jenerasyon için bir tweet'in ifade vermeye yol açması yahut televizyonun, hatta internet ortamının sansürlenmesi ciddi bir sorun teşkil ediyor. Bu nedenle bahsettiğimiz kesim ile yönetim arasında "kopukluk" yaşanıyor. Unutulan bir şey var ki yıllık yüzde 1 kadar bir seçmen artışı gerçekleşiyor. Bu gençler de bir gün sandığa gidecekler ve onların dilinden anlayan "yeni nesil" bir politikanın eksikliği göze çarpıyor. Bakalım bu desteği almak önce kimin aklına gelecek