otobüs yolculuğu
-
nerdeyse herkesin nefret ettiği ama benim en çok sevdiğim yolculuk türüdür.
çocukluğumdan beri otobüs yolculuğu daha samimi geliyor bana, uçak daha resmi. evet, uçak zamandan tasarruf sağlar, daha konforludur ama otobüs yolculuğu gibi değildir. hep bir şey eksik gibi...
uçakların koltukları daha rahattır ama hostesin satışını yaptığı (bazı firmalar ikram olarak sunuyormuş) yemek, içecek vs şeyler muavinin servise çıkacağı an kadar heyecanla beklenmez. ucuz toz kahve / sallama çay ve yanında minicik bir kek için kaç uykumu feda ettim otobüslerde çocukken.
otobüsün içindeki sıcağa alıştıktan sonra verilen molada dışarı çıktığınız anda kutuplarda gibi hissedersiniz kendinizi, özellikle saat 3 - 4 falansa ve yaz - kış farketmeksizin. mola yerindeki kötü lokantadan bir bayat çay alıp sigara yakarsınız buz gibi soğukta, ellerinizi çay ısıtır. uykulu halinizle gelen giden otobüsleri izler, hayatı sorgularsınız bir yandan. lokantanın yanındaki aşırı pahalı markete girip şöyle bir bakar, anons sesiyle otobüsteki yerinize geri dönersiniz.
kafanızı cama yaslayıp geçip giden ağaçları, üstünden geçtiğiniz yolları, havadaki kuşları, bulutların hareketini izler geleceğinizi düşünürsünüz. o günden sonraki hayatınızın nasıl olacağını... veya kısa vadeli şeyler; mesela tatile gidiyorsanız nasıl eğleneceğinizi düşünüp tatil için heyecanlanırsınız, ailenizi ziyarete gidiyorsanız sizi görünce nasıl sevineceklerini düşünür onları ne kadar özlediğinizi hatırlarsınız.
velhasıl kelam ben gece otobüse binip sabah başka bir şehirde uyanmayı çok seviyorum. ya ruhum fakir ya çocukluğumdan vazgeçemiyorum. he bu arada olur da muavinin yerine oturma gibi bir durumunuz olursa itiraz etmeyin derim, uyurken yastık veriyorlar ve yolculuk boyunca istediğiniz kadar kek yiyip çay / kahve / meyve suyu içebiliyorsunuz. tecrübe ile sabit :)
