düşün ki o bunu okuyor
-
sait faik abasıyanık, alemdağ'da var bir yılan, türkiye iş bankası kültür yayınları, syf.31/syf.33 - "panco'nun rüyası" adlı öyküden.
...
uyumadan evvel bir ara seni düşünürüm. iyisindir, hoşsundur ama kafamı kızdıran bir şey vardır sende. ne olduğunu ben de bilmem. geçen hafta bir rüya gördüm. iki kişi yolda gidiyorlardı. birini sana benzettim. yanındaki kim acaba, diye koşup baktım. ne tuhaf, yanındaki ben değil miydim?
-ya hu nereye gidiyorsunuz? dedim gözümle.
sen cevap vermedin. ben benden ayrı bir ben olabileceğini, bunun da ancak rüyada mümkün olabileceğini düşündüm. bir şeyler söylemek istedim. ama seninle beraber olan ben:
-sana ne, dedi, nereye gidiyorsak gidiyoruz.
cevap vermek istedim. benden ayrı olan ben konuşabildiği halde ben konuşamıyordum. rüyamın içinde rüyada olduğumu anladım.
./..
beraberce evden çıktık. yolda sana rastladık. erken erken nereye gidiyordun öyle? öyle tuhaf tuhaf baktın ki, sen uzaklaştıktan sonra çok güldüm.
-ne gülüyorsun? dedi babam.
-hiç, dedim.
halbuki seni düşünüyordum. tıpkı dün akşam rüyamdaki ben gibiydin. yalnız bir fark vardı. koşuğ bana gözlerinle:
-nereye gidiyorsunuz, beni de alın, diyememiştin.
işten çıkınca bir kahveye koşup prafarya oturduğum zaman yine aklıma geldin. yine güldüm.
o akşam erkenden eve döndüm. balık kızarmıştmıştı annem. yedi uskumru yedim. babam bir şişe bira aldmıştı. bir bardak bira içtim. patates haşlamışlar gündüzden. buz gibi soğumuştu. onları da yedim. sobanın başına kıvrıldım. elime küçük kardeşimin kitabı geçti. bir şey anlamadan okumaya daldım. mesuttum. bu saadeti bana sen vermiştin. her şeyi iki üç misli daha çok seviyordum. buna sebep sendin. sendin ama, yine bu işte en talihsiz de sendin. sana güveniyor, senin arkadaşlığından hoşlanıyor, ama sana durmamacasına gülüyordum. ne sobanın başındaki uykumda, ne de sonra yatağımda rüya görmedim.
sabahleyin uyanır uyanmaz aklımdaydın. güldüm. kalktım. bunu anlatmaya sana geldim. ne dersin?
