libet deneyi


  • özgür irade hakkında antik yunandan beri yaşanan tartışmaya bambaşka bir boyut kazandırmış, ilgi çekici bir deneydir. kaliforniya üniversitesi’nde nörofizyoloji profesörü olan libet beyin hakkında deneylerine deneklerin beyinlerinin belli kısımlarını elektrik akımlarıyla uyararak başlıyor. artık bilindiği üzere beynin farklı bölgeleri farklı işlevler gerçekleştiriyor.

    meşhur deney bu öncül deneylerin ardından denenmeye karar verildi. libet farklı yaş gruplarından bir grup denekle işe başladı. öncelikle denekler beyin aktivitelerini denetleyecek cihazlara bağlandılar. beynin herhangi bir bölgesindeki en küçük hareketlenme libeti'in cihazları tarafından kaydedilecekti.

    libet deneklerin önüne birer saat koydu. ve parmaklarını hareket ettirmeye karar verip parmaklarını kaldırmalarını söyledi. ama bu kararı kaç saniye yahut salise önce aldıkları denekler tarafından saate bakarak belirlenecekti. yani denekler akıllarından 'parmağımı kaldıracağım' dedikleri zamanı kaydettiler.

    denekler parmaklarını kaldırdılar ve buna karar verdikleri zamanı belirttiler. 1/2 saniye yahut 1 saniye gibi. şaşırtıcı olan ve deneyi bu denli meşhur eden deneklerin karar verdikleri zamandan yaklaşık 1.5 saniye önce beynin ilgili yerinde elektriklenme olmasıdır.

    1.5 saniyenin karar vermek için ne kadar uzun bir süre olduğunu kendiniz de deneyebilirsiniz. yani beynimiz biz bir şeyi yapmadan 1.5 saniye önce biliyor. bu özgür irade kavramı için dehşet verici bir sonuç.

    deney defalarca tekrar edilmesine, deneklerin değiştirilmesine rağmen deneyin sonucu değişmedi.kendi kararımızla yaptığımızı sandığımız eylemlerin beyin tarafından karardan önce belirlenmesi, esasında descartes'in 'düşünüyorum, öyleyse varım' sözleriyle simgelenen bilincin hakimiyeti ve bedenin ruhtan soyutlanması akımına büyük bir darbedir.

    bu durum yaşanan anın tekrar düşünülmesine ve an,geçmiş,gelecek kavramlarını sorgulayarak temelinde hegelin sürekli ilerleyen bir çizgi halindeki zaman anlayışını da eleştiriye açmıştır. bilim böyle dediğine göre geçen yüzyılda sartre'nin başını çektiği insanın daha büyük bir iradenin altında olmadan özgürleşme hedefini, bilhassa matrix ve mağara alegorisi yahut descartes'in kötü cini gibi insanın kandırılıyor olma ihtimalini irdelememiz gerekecektir.