travma
-
size bir tanesini anlatayım.
geçtiğimiz yaz yaz tatili başladıktan iki gün sonra trabzon'a gittik. araklı merkezdeki evimizde kalıyoruz fakat oraya gittiğimizde mutlaka dedemin babasından kalma köy evine gideriz. sonraki gün gidecektik, gitmedik işte. hiç olacak iş değil.
o günün gecesinde araklı'ya yağmur vurdu. tamam araklı yağmurlu olur ama bu öyle böyle değil. gök gürültüsünden uyuyamıyorsun öyle düşün.
sabah haber geldi. sel olmuş. bizim köyün altındaki çamlıktepe köyünde yıkılan evler varmış. cimlakova derler oraya eskiden türkçe değilmiş ismi oraların tabi. akşama doğru haberler artıyor tabi ölüler var diye. sonra çıkıyoruz dereye gidiyoruz. dere hep çamur. insanlar derenin üstündeki köprüde. ne yapıyorlar diye bi gidip bakalım dedik: ölü bekliyorlar. aman da denize karışmasın diye.
sonra haberler geldi. ölü bekleyenler kopuk kol, bacak görmüşler. o yağmurun şiddetinden ve deredeki taştan falan kopmuş uzuvları demek. kiminin babası kiminin kardeşiydi bu insanlar.
