lolita
-
Vladamir Nabokov'un büyük yankı uyandıran kitabının ismidir. Kitapta 12 yaşındaki kıza aşık olan adamın yaşadıkları anlatılır. Lolitayı görür görmez ondan kopmak istemeyişinin, lolitanın annesiyle sadece lolitanın yakınında olabilmek için gerçekleştirdiği bir oyun olmasının ve onun bir hizmetkar gibi lolitaya yaklaşmasının, hissinin ne kadar farklı boyutlarda olduğunu gösteriyor romanda.
Kubrick de aynı ismimli filmi 1962de perdeye yansıtıyor, 15 yaşında olmasına rağmen bir kez de yapıt büyük tepki çekiyor bu sefer de beyaz perdede.
Günümüzden Lolita’ya bakınca kafamıza kaçınılmaz olarak gelen sorular var ve bu sorulara cevap verirken birkaç tartışmayı gözardı etmemek lazım: pedofili, elektra kompleksi ve queer teori (az gündeme gelen, teorinin gölgede kalan bir bölümü ekseninde, rızaya dayalı olduğu durumlarda yaş hiyerarşisi ve ensest konusunda sınırlarının esneyip esnemeyeceği) bunlardan akla ilk gelenler.
Kubrick, bu soruların bu denli ilginç eksenlere kaymadığı, fakat üzerine konuşmanın eş derecede zor olduğu bir dönemde, zeminin kayganlığını görüp, temkinli davranmış durumda. Biz de bu yazıda biraz öyle yapmayı deneyeceğiz. Keza bu tartışmaların hatırı sayılır kısmı midede ağrı yaratıyor, romanda Vladimir Nabokov’un okuyucuya yaşattığı içsel çelişkiler bir kez daha vücut buluyor. Yine de o karın ağrısını çekmek, Lolita filminde tüm bu tartışmalara girmeden yol almak mümkünmüş gibi, etik tartışmaları geride bırakıp da sanatı yalıtılmış bir şeycesine takdir edebilirmiş gibi davranıp riyakarlığa düşmekten iyidir.
Bu soruların cevaplarının detaylı olarak tartışılacağı yer bu yazı olmasa da, yine de bunların üzerine düşünmek önem arz ediyor. Lolita’nın her iki uyarlamasını ve romanını düşünürken, beynimizin arka planında pedofili, ensest ve rıza tanımının nasıl ele alınabileceğine dair tartışmalar olmalı. Yetişkin bir adamla bir kız çocuğunun ilişkisi bizi normal koşullarda ne denli rahatsız ediyorsa, tam da böyle bir hikayeyi sevebilmemize, sanatsal bir değer atfedebilmemize ve Nabokov’un romanını akıcı bir şaheser, Kubrick’in uyarlamasını bir başyapıt olarak değerlendirmemize müsaade eden bir durum var ortada. Bu durumun meşru bir zemin kazanabilme hali, ürkütücülüğünden sebep, Lolita’dan konuşurken aklımızın bir köşesinde durmalı.
