bozcaada
-
ilk olarak bi küçük eylül meselesi filminde görmüştüm bozcaada'yı. görür görmez aşık oldum. repliklerini ezberleyecek kadar izledim filmi. konusundan falan değil, bozcaada'nın güzelliğinden. izledikten 4 sene sonra tatil planını yaptım, 5. senesinde gidebildim. geçen sene nisan ayının sadece 5 gününü :( orada geçirdim.
geyikli iskelesinde çay içerken köpekleri sevdim. ankara'dan bozcaaada'ya yaklaştıkça artan heyecanım adaya ayak basar basmaz aşka bıraktı yerini. feribot yanaşırken ben büyülendim. otele giriş yapıp anında sokaklara saldım kendimi. her karışında, denizinin her dalgasında aşkım katlandı. battı balık'a gidip rakı balık keyfi yaptım, sahibiyle sohbet ettim. (sohbeti çok eğlenceli bir abimiz.) rüzgar güllerinde güneşin batışını izledim. (dünyanın en güzel manzarası olabilir.) çınaraltında çay keyfi yaptım, çiçek pastanesi'nde kurabiyelerin tadına baktım. kaleye gidip gezdim, sokaklardaki resimlere bakıp sanatı bir daha sevdim.salhane'de eğlendim, kahvaltıda o meşhur reçellerini yedim. meryem ana kilisesi'nin açık olduğu günü kaçırdığım için sadece dışardan fotoğrafları var elimde :( şarap takıları'ndan birkaç şey aldım. denizi çok soğuktu giremedim. (artık bir dahaki gidişime.) taksi durağının karşısındaki yerden iş teklifi bile aldım :) bütün tanıdıklarıma reçeller, kurabiyeler, magnetler; kendime bunlara ek olarak bir de rose şarap aldım. feribot saatini beklemeye başladım iskelede, içim buruk.
bozcaada benim eksik parçamdı, aşkımdı. vuslata erdim. artık ikinci vuslatım için plan yapıyorum.
