yaptığınız en büyük çılgınlık
-
ne kadar çılgın bilemesem de üniversite üçün yazında arkadaşımla bütünleme sınavına gitmişiz ankaraya. ilk defa fakülteye bütünleme gelmiş.
koşa koşa sınava diye gittik. siyasalın kütüphanesinde ders çalışırken benim fıttırık arkadaşım yanıma geldi. "hadi yürü" dedi.
sigara içecek her halde dedim çıktım peşinden. bilimsel bir şeylerden bahsetmeye başladı. yok az miktarda alkol insanların dikkatini konsantrasyonunu artırıyormuş bilmem ne. saf saf hemen "karşıdan tekelden iki bira alıp içelim çimlerde o zaman" dedim.
yok illa kızılayda canlı müzikte içeceğiz.
uydum buna gittik. efes dark vardı o zamanlar. üç tane içtik ve kafamız müzik gürültüsünden bir milyon olmuş zaten.
metroya binecekken bu birden durdu. "dikimevi mi aşti mi" dedi bana.
evet otobüse atlayıp bir yere gitmeyi teklif ediyordu bana. ve kısa bi an tereddüt ve aştideydik.
ben bir tuvalete gideyim dememle. bu yanıma geldi. "antalyaya bilet aldım. mustafanın yanına gidicem kusura bakma başka yer yoktu. arka beşlide gidiyorum" dedi.
ben napıcam derken "adanaya git sende çakma bukowskinin yanına."
"ayrılalı 2 ay oldu biz."
olsun git nolacak demesi ile sabah gözümü bir açtım adana otogardayım.
çocuğu aradım inanmıyor da adana da olduğumu. bir saat dil dökmemle inandı da geldi.
çok saçma sapan bir gün geçirip adanada ertesi gün ankaraya dönmüş ve bütünleme sınavına da girememiştik.
üzerinden 8 sene geçmiş. dün bu çılgınlığı yaptığım arkadaşımla telefonda konuşuyoruz, ki hala çılgınlık derdinde aynı yere atanıp eski günlere dönelim demeye başladı, bu olaylardaki tek pişmanlığı çok sevdiği kalemini kütüphanede bırakmış ve onu dönüşte bulamamış, hala o kaleme yanıyormuş.
ps: ben okulu bitirdim, o ise sırf o dersi veremediği için bir yıl okulu uzattı. ama tek pişmanlığı hala kalem ve işte bu yüzden senelerdir arkadaşlık yapmayı başardığım nadir insanlar arasında. şu an karantina bitsin de birbirimize kavuşalım planlarımın merkezi kendisi.
