bugünkü gençliğin vurdumduymaz bencil ve ukala oluşu


  • 28 Şubat’ı, 15 Temmuz’u, refahı, anavatan’ı, Saadet’i , akp’yi, CHP’yi, MHP’yi, milenyumu, 17 Ağustos’u, Soma faciasını, elazığ depremini, koronavirüsü, sbs, OKS, lgs, ygs, yks, tyt, teog gibi saçmalıkları, 4+4+4’ü, katsayı problemini, başörtü problemini ve daha aklıma gelmeyen bir çok şeyi görmüş bir nesil bu hakaret ettiğiniz nesil.

    Buna rağmen sizden daha Zeki, mizahı daha gelişmiş, etrafındakilere ve tüm dünyaya daha saygılı, insanları ayrıştırmayan, boş muhalefet ve eleştiri yapmayan, sevgi dolu, umut vaat eden, objektif, insancıl, iyi niyetli ve vicdanlı; Türkiye cumhuriyeti tarihinde doğmuş en iyi nesildir bana kalırsa. özellikle z kuşağı.

    Biz sokakta da oynadık, bilgisayarı da gördük. Pikniğe de gittik, avmye de. Tvde özel kanallar yeni yeni açılmaya başlanmıştı o vakitler, şimdi Netflix Kullanıyoruz mesela. Ev telefonunu bilen bir nesilden akıllı telefon kullanan bir nesile verildik. Biz eski ve yeninin ortağıyız. Her şeyi gördük, tattık ve sindirdik. Ne eski nesil gibi cahil ne yeni nesil gibi çok bilmiş olmadık. İstanbul üniversitesinde kampüs içerisinde TOMA’lar, zırhlılar ve polislerle birlikte okumama rağmen, arkadaşı sağcı diye kimse kimseyi öldürmedi. Bunun yerine polislerle ahbaplık edip onlara çay ikram ettik. Ya da “arkadaşlarım beni parmakla gösteriyorlar.” Diye Narsistlik içerisine de düşmedik.

    Biz sizden beterini gördük emin olun. Bu neslin çocuğu olmak kolay değil. Bu değişikliğe ve olaylara adapte olmak, hele bu ülkede yaşamak ve ayakta kalmaya çalışmak hiç kolay değil. Siz babanızdan kalan tarlanızla, daire ve dükkanınızla ya da babanızın Mesleğiyle geçinip giderken; Biz tırnaklarımızla kazıyıp, okuyup geliştirerek sıfırdan inşa etmeye çalışıyoruz hayatımızı. Ama yine de Bu ülkeyi bu nesil kurtaracak ve yükseltecek. Bu yüzden bırakın da yaşayalım.

    Tanım: cahil ve ketum yaşlıların kendilerinin akılsızlıklarından yaşayamadıkları hayatlarını bizlerin de yaşanmasını istediği için rahat bırakmadığı ve aşağıya çekmeye çalıştığı nesildir.

    Edit: hiç bir entryi okumadan yazdım. Az çok tahmin ettiğim için. Şimdi okumaya başladım yanılmamışım.

    Siyaset bir insana hiç bir şey kazandırmaz. Emin olun. Liseden beri haber izlemiyorum. Pişman da değilim. Çok önemli bir şey olduğunda zaten haberim oluyor. Siyaset bana göre biz normal vatandaşlar için sandıktan sandığa olan bir süreç. Dolar bilmem kaç lira oldu diye, o ona bunu demiş bu buna bunu demiş diye ben kendimi paralasam, kafamı duvardan duvara vursam, huysuz huysuz söylensem, her ortamda bu konulardan dem vursam oturduğum yerden ve hiç utanmadan ya da tweet atsam, klavye delikanlılığı yapsam mesela. Ne olur sizce? Ya Sinir sahibi olurum ya da kanser olurum, sürekli bunlardan konuşmamdan sebep de etrafımda tek bir insan kalmaz. Başka da bir halta yaramaz emin olun. Ben bunu yapmamayı seçiyorum. Hayat siyaset ya da gündem konuşmak, dert edinmek için çok kısa. Çünkü ben siyasetçi ya da devlet adamı değilim. Benim yapabileceğim tek şey bir duruş sergileyip oyumu kullanmak. Bundan gayrısı boş iş. Gerçekten.

    Ben bunları yapacağıma kendimi geliştiriyorum. Güzel vakit geçirmeye çalışıyorum. Memleketime nasıl faydalı olabilirim diye çiftçilikle, hayvancılıkla ilgili bir şeyler araştırmaya ve yapmaya çalışıyorum. Farklı planlar, projeler üretiyorum. Kendi çapımda hepsi. Öyle büyük büyük şeyler değil. Çünkü tarım bakanı ya da wonderwomen değilim.

    Mesela bu dünyaya çocuk getirmenin çok saçma olduğunu düşünüyorum, şu an. Bu virüs ortamına ya da bu şartlara. Sizin gibi düşüncesiz davranıp, kendi zevki için on tane çocuk yapıp, hayatlarını mahvetmeyi bırak bir tanesi için bile endişeleniyor ve o çocuğun hayatı için bundan kaçınıyorum.

    Sizin şehirlerde betonlar dikerek, köylerde zehirleyerek hayatlarını ellerinden aldığınız hayvanlar için uğraşıyorum. Kendimce onlara her fırsatta yeni faydalar oluşturmaya çalışıyorum.

    Çöpe dönen dünyada arabanın penceresinden sigara paketi atmak, dere kenarına maske ve eldiven bırakmak, lavabodan aşağı kızartma yağı dökmek yerine pet şişe israfını önlemek adına Kraft matara kullanıyorum, sebze, meyve, çay posalarını çöpe atmak yerine saksıya ya da toprağa gömüyorum, her fırsatta fidan dikiyorum.

    Değişim sende, bende, insanda başlar. Önce o koca kıçınızı koltuktan kaldırıp huysuz ihtiyar modundan çıkıp bir şeyler yapın. Ondan sonra konuşalım.

    Edit 2: eklemem gereken son bir şey de; karşınızdaki insana saygı duymadan saygı beklemeniz, sevgi göstermeden sevgi beklemeniz ve “yeni nesil çok şöyle böyle ya” mağduriyetiniz de sıktı artık.