düşün ki o bunu okuyor
-
5 ay sonra ilk diyaloğumuz. uzun uzadıya mesajlaşıyoruz seninle.
ben bu aralar mesaj gelince sinirleniyorum, kimse aramasın sormasın modunda telefonu sessize alıyorum diyordum hep.
hayır tüm mesajlar senden gelmiyor diye sinir yapıyormuş bende. telefonumun sesi açık şu an.
geçenlerde tanışma çabasında olan biri akşam ne yedin yazmıştı. sinirlenmiştim.
sana yediğim, kendi açtığım mantıyı anlatıyorum sabahın bu saatinde. sen de yediğin iğrenç hazır tavuktan bahsediyorsun. her mesaj geldiğinde heyecanlanıyorum.
ben artık heyecanlanacak yaşı geçtim derken yalan söylüyormuşum.
ıssız adamın final sahnesinde ada ile karşılaşıp ona "senin dükkanı emlakçı yapmışlar biliyor musun. bende geçiyordum geçen gün önünden işim vardı o taraflarda" demesi ve içinden de "hayır ada yalan söylüyorum . ben zaman zaman gidip bakıyorum o sokağa, ve her şeyin eskisi gibi olduğunu düşünüyorum. orada öylece duruyorum. ve senin içeride oturup küçük kahramanlar yaptığını düşünüyorum"
sahnesini yaşattın bana.
"senin evini tutmuşlar biliyor musun" dedin.
biliyorum dilek abla söyledi dedim.
bunun üzerine "perşembe günü oradan geçtim belki turuncu perdelerini görürüm" diye dedin.
gözyaşlarım zaten ucundaydı ağladım yine
edit: en sevdiğim şarkıları hala unutmamışsın, linklerini atıyorsun. bizim şarkılarımızı ve ağlayarak güneşi görücez belli
