güllaç


  • Osmanlı saraylarından günümüze kadar uzanan bir geçmişi olan Güllaç, mısır nişastası, un ve su ile yapılan hamurun, şekerli süt ile ıslatılmasından sonra birçok meyve ile süslenmesiyle yapılan sütlü bir tatlıdır. Ufak dokunuşlarla örneğin, meyve parçacıkları, ceviz, badem, fındık gibi yemişler ve hatta lor peyniri güllacın orta katına katılıp nar, kivi, muz, antep fıstığı, kiraz şekeri ile de güllacın üstü kısmı süslenerek görsel bir şölene de dönüşebilen yaratıcı bir tatlıdır aynı zamanda…

    Osmanlı döneminde, 15. yüzyıl ortalarına kadar mısır nişastasından açılan yufkaların kurutulup, süt ve şekerle ıslatılması suretiyle tüketilen bu geleneksel tadın tarihsel gelişimi , zamanla içine gül suyunun da eklenmesiyle “Güllü Aş” olarak gelişmiş ve sonradan “Güllaç” olarak tamamlanmıştır.

    Ramazan ayında sofraların vazgeçilmezi olan güllaca sadece hazmı kolay, hafif bir tatlı demek haksızlık olur zannımca. Çünkü güllaç yüksek oranda protein, B ve E vitaminleri içeriğine sahip; bağışıklık sistemini kuvvetlendirici, sakinleştirici ve stresi azaltıcı etkileri olan beslenme açısından da son derece yararlı bir gıda olarak mutfaktaki yerini hak etmektedir.