insanları hor görmek ve aşağılamak
-
küçükken bir komşumuzun kızı vardı. sanırım hayatımda hiç insanları özellikle kardeşlerimle beni aşağılayan başka bir kız olmamıştı.babam esnaf, yufkacı. ve o zamanlar da şimdi teknolojisi ki bariz derim zenginliği daha yok babamın. kaçarak evlenen iki genç hayatlarını kurmaya çalışmışlar ve o sırada da en büyük ben olmak üzere, bir de benden 11 ay küçük ikiz çocukları da olunca üç çocuğa hem bakma çabası hem hayata tutunma.
annem dükkanda babama yardım ederdi. şimdi de eder ama şimdiki gibi bir yardım değil. gece gündüz demez çalışırlardı o zaman. biz de okuldan sonra tüm gün yanlarında olurduk. heleki ben sabahçı olduğum için ben öğleden sonra hep oradayım.
soğuk havalarda da oradayım. dükkanda ocağın yanına geçip elimi falan ısıtarak annemle babamla laflar dururdum dükkanda. kitap okurum, ders yaparım un içinde bir koltuk parçasında.
bu komşunun kızı bazen beni çağırırdı bize gelsene diye. sıcak bir ev ortamında oturucam biraz da olsa diye sevinir, hatta üzerimi başımı ıslak bezle siler, un falan etmiyim evlerini diye öyle giderdim. bir bakarım balkonda oturmak için çağırmış kız beni. zemin kat evlerinin girişinde.
onda da ayakkabılarımı bile çıkarttırmadan merdivenin kenarına oturtup, annesi yalandan iki kek getirir önüme, kızının ödevlerine yardım ettirir. aynı dönemdeydik o yan sınıftaydı. ve ben daha ilk okul birden itibaren okul birincisiydim.
ders bitince annesi hadi kızım sen git derdi. ya da tam tersi bilip bilmediğimi öğrenmek, evde hangi kitaplardan çalışıyorum diye ağız aramak için annesi de çağırırdı.
sonra sokakta o kız milletle bir olur, dalga geçer, oyuna almayıp, onlar fakir, dükkanda duruyorlar, evleri yok mu onların diye salak saçma bir çocuğa göre en acımasız çocuktu.
yıllarca bu dalgası devam etti.
ilçedeki anadolu lisesine birincilikle girdim. sahnede ödül verildi. oradan inerken bile ben laf soktu, bizim mahallenin yufkacı parçası da birinci mi olmuş.
o zamanlar bana ne dense eve gelir, ağlar, hırs yapar, daha çok çalışır, hepsinden daha başarılı olucam diye dolaaşırdım.
nitekim o aşağılayan kızdan da okuldaki herkesten de başarılı oldum.
seneler geçti. bir gün karşılaştık. üniversiteyi bıraktım kalbimde rahatsızlık vardı dedi. geçmiş olsunlarla vedalaşıp gidecekken "sende o kadar başarına iyi bir bölüm kazanamadın bu arada" dedi ve gitti.
ağzım açık kaldım.
seneler yine geçti. ben atandım. çalışıyorum dolmuşta karşılaştık bu kezde.yanıma geldi oturdu.
direk anlatmaya başladı. annesi kanser olmuş. tedavi oluyormuş. yine üzüldüm geçmiş olsunlarla vedalaşıcam ama bir laf sokarsa artık patlayacağım dedim.
bir şey demedi.
yine bir o kadar daha sene geçti. annesi vefat etmiş. çalıştığı marketteki patronu ile yasak aşk yaşayıp, evli olan o adamdan bir çocuk dünyaya getirmiş.
internette de devamlı çocuğunu paylaşıp durur görürüm. etme bulma dünyası demek bu denli ağır olaylar karşısında fazla acımasızca olur. ama çocukluğumun en hor görüldüğüm, aşağılandığım tek anılarında o kız ve annesi vardı.
hatta kardeşlerimle bu olayları konuşup, şu an o hor görülmelerimize yorum yaparken "ne dersek diyelim bize kötülüğü dokunan herkes sırlar dünyası programındaki gibi son yaşamadı mı ya" der dururuz.
ama etme bulma dünyası denilen bir şey seneler sonra bile olsa gerçekten var.
