anksiyete bozukluğu
-
anksiyete bozukluğu, -hekimler (psikiyatristler) tarafından tanısı konmuş bir hastalıktan bahsediyorum- gerçekten çok ağır bir hastalık. kişiyi ölesiye acılar içinde ölüme sürüklemiyor belki ama bunu yaşayan kişileri o anlarda ölümden beter ediyor. öldükten sonra ne oluyor kimse bilmiyor ama en azından artık canlı olarak nitelendirilmediğimiz için acı çekilmediğini varsayıyorum. az sonra öleceğinizi biliyorsunuz ve o an feci bir panik yaşıyorsunuz: işte anksiyete tam olarak bu. ormanda yürürken bir aslan ile karşılaştınız ve o aslanı gördüğünüz an ne hissedeceğinizi düşünün; anksiyete krizi yaşayan kişiler tam da o duyguyu yaşıyor. o korku hali saatlerce, günlerce, aylarca hatta yıllarca bile sürebiliyor. dolayısıyla insanı çok fena yıpratan, yaşlandıran ve yoran bir durum.
ama şöyle bir şey var ki; o kriz anlarını bir şekilde kontrol altına alabiliyorsunuz. fakat hayatın her anında o krizlerin mini versiyonu olan küçük huysuzluklar, sinirler baki kalıyor. dolayısıyla, atlattığınızı düşündüğünüz zamanların üstünden yıllar geçse de hala hayatta kendinizi mutlu olarak tanımladığınız anlarda bile size kendini hatırlatabiliyor.
