çocukluk yıllarını hatırlatan kokular
-
sümbül kokusu.
anneannemde geçti çocukluğum. annem çalıştığı için bana o bakıyordu ve orta okulun 7-8. sınıfına kadar da genel anlamda öyle oldu. çok iyi hatırlıyorum o sümbül kokusunu. bahar gelip ağaçlar canlanırdı. anneannemin bahçesinde yetişen binbir çeşit bitkiler arasından o yabani sümbüller canlı mavi renkleriyle diğerlerinden daha farklı olduklarını ilk bakışta belli ederlerdi zaten. o çuhaların, yeni yeni boy atmaya başlamış saraypatıların arasından itinayla sıyrılırdı zarif gövdeleri. ilk koklayışım da keza o ilk bakışta göze çarpan mavi renkleri yüzünden olmuştu. hatırlıyorum da hiç o kadar güzel bir koku duymadığımı düşünmüştüm o zamanlar. hoş, hala da öyle düşünürüm. diğer sümbüllere benzemezdi. öyle bir kokuydu ki ne keskin ne de yoğun denebilecek ama hafif de olmayan ve akılda belli bir imgeye oturan, somutlaşan bir kokuydu. kokladıkça koklayasım gelirdi o kokuyu. o sümbüllerin arasında kaybolurdum, demetlerin içine girerdim resmen.
şimdi ilk ne zaman duyumsadığımı hatırlayamasam da aradan en az on - on iki yıl kadar bir süre geçti. birkaç sene önce o sümbüllerden birini sökerek camımın önünde saksıya ekmiştim. bu yıl açtı. aynı çocukluğumdaki gibi içine girmek istercesine kokladım o minik mavi çiçeği ve bir anda kafamda bir film şeridi gibi oynadı görüntüler. o bahçede koşuşturmalarım, büyük dedemin bahçede sebze fidanları için çukur kazışları, yere düştüğümde anneannemin alt komşularının ikizlerinin hemen kaldırması; evin önünde anneannemin sevmemem için kendini paraladığı sokak köpeği, ocakta kısık ateşte pişen yemek...
eskiye dönmek istediğimde, dış dünyadan kaçmak istediğimde hep ararım sümbül kokusunu. sanki o hiçbir şeyden haberim olmadığı ve dünyanın toz pembe bir buluttan ibaret olduğunu sandığım dünyaya yine giriş yapacağımı düşünürüm ya da en azından kendimi avuturum. oysa sümbül artık solduğunda ve cansız kahverengi bir renk alarak o yaydığı amber gibi kokusu yerini çürümeye başlamış bir sapa bıraktığında anlarım acı gerçekleri. bir daha o kadar mutlu olamayacağımı, çocukluğuma bir daha dönemeyeceğimi.
