kadınları çözmüş erkek


  • Belirli olmaktan uzak bir halisünasyonun içerisinde debelenen insandır galiba.

    Kadın nedir. Erkek nedir. Ve insandan bahsederken çözmek ne manaya gelir. Bunları anlamadan. Dinlemeden. Üzerine düşünmeden. Anlamak niyetiyle dinlemeye başlayıp da düşünceler olgunluğa ermeden. Böyle cümleler kurmak. Ne bileyim. En hafif tabiriyle iyimserlik. Ayrıca cinsiyetçi bir cümle mi. Evet. Çünkü neden olmasın. Dünyanın bir kısmı cinsiyet ayrımı üzerine kurulu. Bunlar hep DeFacto. Düşünerek ikna olamadığın halde hissedilebilirliği basit.

    Bir iki basit ama anlamlı. Ayrıca dünyanın her yerinde aynı anda yankılanacak cümle ekleyelim. Hani güneş batmayan imparatorluk gibi. Ya da ne derler umarım bilirsiniz. Ezan sesinin susmaması gibi. Farklı dillerde farklı tonlarda farklı kişiler tarafından ama birbirine çok yakın hislerle sarf edilen cümleler var. Filipinlerde birisi söylese böyle bir cümleyi iki saniye içerisinde. Cümlenin bittiği anda kamboçyadan başka biri aynı cümleye başlayabilir. Sonra Vietnam. Moğolistan. Japonya. Yeni Gine. Guyanna adaları. Amerika filan. Devam edip gidebilir. Böylelikle dünyanın etrafında sürekli dolaşan cümleler var. Tabii asıl mesele cümle değil. İçerisinde barındırdığı hisler. Satürn etrafındaki halkalar gibi. Dünya etrafında dolaşan his sarmalları var. Bunlar insanoğlu tarafından göz ardı edilen ya da bilginin kümülatif olarak ilerlemesi sayesinde ulaşılabilen hisler olabilir. Sonuçta Satürn halkaları üçten yediye çıktı. Yarın ona da çıkabilir. Yine de f halkası yeri bende ayrıdır diyen biri olabilir. Yani dünya etrafındaki his sarmallarının sayısı artabilir. Buna rağmen favori hislerimiz olabilir.

    Yaş ve tecrübe gibi basit ayrımlar ile başlandığı vakit. Dünya üzerindeki majör nüfusu dinamik karakterler oluşturuyor. Yani üretime daha meyilli. Ama üretme gücünü hissettiğinden midir nedir kendinden önce üretilmiş sistemleri beğenmemeye eğilimli. Bu da çoğunluğu değişime meraklı yapıyor. Yani isyankar. Sözde eşitlikçi. Modernist. Ve yeniden yapılandırmacı. Tabii bu insanların en önemli özelliklerinden biri de kendileri var olmadan önce konulan kuralları da beğenmemeleri. Kabul etmek istememeleri. Hadi insan yapımı kuralı geçtim. Doğanın kanunlarını hiçe saymaya hevesli. Hevesli diyorum. Çünkü buna ancak heves edilebilir. Öte yandan beğenmedikleri her şeyin yanlışlığına inanmaya özendirici. Kısacası bazı temel gerçeklerin yanlış olduğu hususunda aşırı manipüle edici. Ama gerçekler yanlış olamaz. Kabuller yanlış olabilir. Gerçekler ancak gerçektir. Peki bir gerçeğin kabul olduğuna ikna olursak. O zaman gerçeği kabul olarak algılayarak onun yanlışlığı üzerine kafa yorabiliriz. Neyse kısacası cinsiyetçi başlık filan olabilir yani.

    Şu yankılandığı iddia olunan cümleler ne idi. Her insan bir dünya. Herkes çok özel. Birey toplum anlayışı filan. Basit gibi görünse de üzerine filmler filan yapılan cümleler bunlar. Peki doğru mu. Gerçek mi. Yanlış mı. Anlamsız mı. Buraya kadar düşünün. Sonrası zaten kabul.