hayatın anlamsız geldiği anlar


  • Düşünen bir insan için herhangi bir an olabilir. Otobüste giderken, öğlen yemeğinde, yatmadan önce, yürüyüşte hergangi bir anda birden gelir insanınaklına. Ben kimim? Ne yapıyorum? Niye yapıyorum? Akılda onlarca soru dolanır. Hiç birine gerçekten mantıklı cevaplar verilemez. İşte bu olduğunda insan bir hiçliğin ortasında bulur kendini. Bu zamana kadar yaptığı her şeyi düşünür ve kendine sorar: bunu yapmasaydım ne değişirdi? Hiç bir şey. Peki ben doğmasaydım; hiç var olamsaydım dünyanın bundan haberi olur muydu? Muhtemelen hayır. Bir başkası benim yerimi alırdı sadece. Peki ya herhangi birisi önemli birisi hiç olmasaydı dünya bunun farkında olur muyud. Mesela Davinci hiç doğmasaydı insanlar mona lisa'nın eksikliğini çeker miydi? Hayır. Peki hiç herkes hiç kimse olabiliyorsa ben neden biriyim? Önemli sandığım şeyler ne kadar önemli? Bunlara sahip olmayanlar da benim gibi yaşayıp ölüyor. Torunlarımın çocukları bile beni tanımıycakken benim bu kadar çabalamam ne için? Kendi içinizde yaşadığınız bu tür bir diyalogdan sonra hayat anlamsız olur. Kendine bunları unutturmak için bir amaç bulduktan sonra bir sonraki aydınlanma anına kadar hayatın normale döner.