nazi almanyası


  • gelmiş geçmiş dünya tarihinde, işsizliğin %0 olduğu tek devlettir. beğeniriz, beğenmeyiz; hitler'in hem siyaset, hem ekonomi üzerine dahice bir adam olduğunun alenen göstergesidir nazi almanyası. 1920'lerde 500.000 mark olan ekmek somonun fiyatı 1 mark'a kadar çelikmiş, enflasyon nerede ise %0.6'lara kadar geriletilmiştir.

    ''üreteceğim'' diyene ucuz hammadde, döviz, önceliği alman işçiler olmak üzere çevre ülkelerden gelen işçiler sağlayan hitler, ithalatını yasakladığı volkswagen'leri sadece kendi halkına hizmet etmesi için ürettirmiştir. elektronik, tekstil, tarım, tıp, spor, bilim gibi branşlar devasa adımlarla büyümüştür. teşvik had safhadadır. bu konuma bildiğin sıfırdan, küllerden gelinmiştir.

    versay barış antlaşması'na sert bir tepkidir nazi Almanyası. daha o zamanlardan şımarmaya başlayan, dünyayı avuçlarının içlerine almaya çalışan birleşik devletler ve ingiltere; ikinci reich'e (zaten almanya'ya) ait olan, alsas-loren, monşo, memel, silezya, danzig, sar gibi çok ama çok önemli hammadde bölgelerini; fransa, belçika, avusturya, danimarka ve polonya arasında bölüştürmüş, sonucunda; almanya'nın mecburi askerliği kaldırılmış,denizaltı ve uçak da yapması yasaklanmış, bütün gemilerine el konulmuş, bütün tershanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış, (gençliğe hitabe'ye ne kadar benziyor değil mi? bu adama bağımsızlık savaşı için kızmak ne denli doğru/ ne denli yanlıştır?)...

    ağır savaş borçlarını ödemekte olan ihracata dayalı alman ekonomisi çok ağır zararlar görmüş, halk ekmek bulamaz duruma gelmiş, dış güçler alman ekonomisini resmen yemeye başlamış (burada yahudi düşmanlığı başlıyor), ülke yaşanamaz hale gelmiştir.

    8-10 senede böyle bir ülkeyi inanılmaz ama inanılmaz bir refaha getiren hitler, ''tapılan adam'' olmuştur. hitler için ölmeye hazır milyonların ''heil hitler'' sloganları reich'te yankılanmıştır. bu denli taraftar toplamasının sebebinin içi boş değildir yani. ülkelerine aynı refahı getirmesini isteyen pek çok ülkede de direnişle karşılaşmamış ve bu ülkeleri kolayca topraklarına katmıştır.

    stalin'in ordularını dört sene boyunca rezil eden schutzstaffel (ss), ancak ve ancak yalancı ve hileci amerika'nın, kendi limanını bombalayarak (pearl harbour) ve kendi yolcu gemisini batırtarak (lusitania / 1. dünya savaşı) (tıpkı bugün ikiz kuleleri kendi bombalaması gibi), savaşa dahil olmasıyla durdurulabilmiştir.

    avrupa'da böylesine güçlü bir endüstri, tek devlet, tek bayrak, tek reich; elbette ki dünyayı avcunda tutmayı seven amerika ve onun loncalarının hoşuna gitmemişti. bunlar olmasa idi, şu anda belki de bundan 300 sene ileride bir avrupa medeniyeti bulmak söz konusu olabilirdi.

    söz konusu durumları incelemek için hollywood yapımlarını izlemek pek de önereceğim bir husus değildir. tek büyüğün, başka bir büyüğü istememesi ve onu yenip kötülemesi elbette ki doğaldır.

    peki hataları oldu mu üçüncü reich'in, oldu. belki masum insanlar da yaş'ın yanında katloldu. bunu (tek devlet avrupa) güzellikle yapabilir miydi hitler? bilinemez.

    reich savaşı kaybedince özgürlük mü geldi? hayır... bugün dünya yüzeyi, çalışma kampından farksızdır zaten. hepimiz modern zamanın kölelerinden başka bir şey değiliz. haftanın 5, bazen 6 günü, ömrümüzün %50'sinden fazlasını sam amca'lara adadık zaten.