çocukluk dönemi sanrıları
-
sanırım tüm hayatımı, ikili ilişkilerimi her şeyimi etkileyen bir çocukluk yaşadım. tabi çocukluğuma bok atıp yaşadığım her şeyin sorumluluğundan kaçmıyorum. ama sürekli okuyorum. çocukluğa dair, iyileşmeme yönelik kitaplar,hatta psikologdan yardım bile aldım doğrusu.
öncelikle anne babam kaçarak evlenmiş. 7 aylık dünyaya geliyorum. haliyle ufacık,havadan nem kapıp hasta olan bir bünyemle hayata tutunmaya çalışıyorum. hem de evde doğarak.
ben 11 aylıkken ikiz kız kardeşlerim dünyaya geliyor. oluyor muyuz 3 kız. aynı anda acıkan aynı anda ağlayan 3 bebek evde. ve annem 19 yaşında.
ne anneannem ne babaannem gelip yardımcı olmuyor anneme. en son anneannem diyorki benim evde kocam oğlum var. onları bırakıp gelemem ama kızılbüyüyü bana bırak ben bakayım sen kendini toparlayana kadar diyor.
11 aylıkken uyurken annem babam beni anneanneme bırakmış. sabah bir uyanıyorum annem yok yanımda. beni bırakırken yüzüme örttüğü yemeniyi koklamaya başlıyorum. tam 7 yaşına kadar kokluyorum. en son minicik bir parça kalıyor parmağıma bağlayarak koklayarak uyuyorum onu da. anneannem yıkarsa eğer o yemeniyi anneme gönderiyorlar, annem iki gün takıyor, sonra bana geri gönderiyor. ve ben iki gün uyumuyorum yemenim yok diye.
sonra 3 yaşında annem almak istemiş beni. anneannem çok alıştım biraz daha kalsın demiş.
5 yaşımda yine almak istediler. ben gitmedim bu kezde.
7 yaşımda anneannem okula yazdırdı beni. önlüğüm ütülendi, her şeyim hazır. tam 4 kez annemler ve anneannemler arasında gittim geldim bir gecede. en son ananemin dizine yatıp uyudum. ve uyurken yine hayatım değişmiş. annemler uyurken almışlar beni.
sabah okula götürdü annem beni. herkes ağlıyor. annesinden ayrılmak istemiyor o an. ben bir gece önce uyurken annemden çok sevdiğim bana bakan kadından ayrılmışım. o yüzden anneme ağlamıyorum.
herkes diyorki ne güzel bak o kız ağlamıyor. annem gururla "bak sana diyorlar" diyor bana.
ben bir gün önce o kadar çok ağlamışım ki aralarında defalarca 30 km yolu 4 kez gitmekten.
"neden ağlıyım ki" dedim anneme.
"seni bırakıcam ya şimdi okulda. ondan" dedi.
"ben seni sevmiyorum ki. ağlamam" dedim anneme. annem ağladı o gün.
keşke seni bırakmasaydım diye. ama o an benim derdim keşke almasaydın beni geriydi.
neyse seneler sonra bildiğim tek gerçek keşke bırakmasaymış beni. hayatım boyunca terk edilme korkusu, tercih edilmeyen evlat olduğum fikri bilinçaltımda, ve beni kimsenin gerçekten sevemeyeceği düşüncesi (bir gün babam demişti bunu bir kavgada seni annen bile sevmiyor. insan doğurduğunu sevmez mi diye. babamın bu sözünden sonra ağlayarak dershaneye gittim. deneme sınavı oldum. birinci oldum. ve benim tek kurtuluşum kendi ayaklarımın üzerinde durmak demiştim. senelerdir uzaktaydım ailemden. şu an aynı şehirdeyiz ve benim ayrı bir evim var. yani aslında başarmışım o gün ki isteğimi)
neyse az bir sevgide gerçekten karşı tarafa yapılabilecek her fedakarlığı yapmam, karşı tarafa hep maddi manevi destek olma çabam. çünkü ben hep tektim hayatımda ve destekçim yoktu. sonra en büyük darbeyi de destek çıktığım insandan yemem ve hala akıllanmamam.
