milliyetçilik


  • Atatürk çizgisinden bir bakış:

    günümüz türkiye'sinde manası bulandırılmış, içi boşaltılmış olan sözcük.

    kendilerini ülkücü, islamcı- türkçü olarak tanımlayan kimseler bu sözcüğü kendilerinin düşlerine zıt gruplara karşı etkili bir argümanmışcasına savurarak vatani görevlerini tamamladıklarını düşünür. zira kendi bakış açılarından bakınca vatanını seven ve koruyanlar sadece kendileridir, diğerleri yalnızca vatanı bölmeye çalışan, milleti olmayan ahlaksızlardır!

    oysa ki ulu önder atatürk'ün bahsetmiş olduğu milliyetçilik bu günlerde kullanılan kelimeden oldukça farklıdır. ortaya atılmış yeni bir teorik mefhum olmaktan ziyade, bir ulusun kaderini çizmesi için atılan sağlam temel ilkelerden bir tanesidir. ulusal birlik ve beraberliğin yapı taşıdır. faşizm ve hatta ırkçılık ile bol bol, bilinçli- bilinçsiz karıştırılan ilkenin temel gayesi, ülkenin bütünlüğünü korumak ve ekonomik olarak bağımsızlık kazanma adına hareket etmektir.

    ''yerli malı yurdun malı''

    fakat, tekrar, ne yazık ki... milliyetçilik ilkeler ile ilişkin konumundan kopartılarak siyasi bir ideolojiye dönüşmüştür.
    iktidarın
    sömürünün
    kanın
    açlığın
    sefaletin
    cehaletin
    ve
    para akışı
    çarkının kırılamamasında milliyetçi grupların önemi yadsınamaz derecede büyüktür.
    günümüz konumu ile iktidarın ideolojik aygıtlarından biri olmalarından ziyade ''örgürtlü'' ocakları, mahalle abileri, kampüs kabadayıları, emniyet mensupları ve her türlü cahil, saldırgan oluşumları ile iktidarın emniyet kemeri görevi görmektedirler.

    '' ne kadar milliyetçi o kadar kapitalist
    muktedir sorgulanmaz “vatan hainisiniz”
    yurt vatan devlet için lazım ise cesetler
    toprağım bütün dünya halkımdır nev-i beşer

    bir kez ikna olunca milliyetçilik harcı
    farklı olana sözü “defol git pis yabancı”
    mozaikten haz etmez de mermer bile yunanca
    lakin her dilde faşizm “beton millet sakarya”
    -bandista