maymundan geldiğine inanan insan
-
bu konda farklı bir bakış açısı olduğunu düşündüğüm kitaptan bir pasaj, biraz uzun affınıza sığınıyorum.
İbn Miskeveyh (öl. 1030) gibi birçok İslam filozofu, evrim teorisiyle ilgili bilgiler ortada olmadan yüzlerce yıl öncesinde bile, varlık merdivenlerinde insanla maymunu yan yana sınıflamışlardır. (İnsanın maymundan türediği görüşüyle “büyük varlık zincirinin” hiyerarşik varlık merdivenlerindeki bu sınıflama karıştırılmamalıdır.) Eğer insanla bir canlı türü arasında dönüşüm ilişkisi olacaksa, bu ilişkinin öncelikle insanla yan yana sınıflanmış olan maymunla kurulması kadar tabii bir durum yoktur. Evrim teorisini bazı ateistlerin istismar etmesi ve din adına bazı dindarların bu konuya yanlış yaklaşımı sonunda hiç gereksiz bir maymun düşmanlığı oluşturulmuştur. Bu şartlanmış tepkiye Kurani ve mantıki bir temel bulmak ise mümkün değildir; İslami açıdan itiraz için ise gerekli olan budur. Ayrıca böylesi bir sorun görenlere karşı şu hususlar da gündeme getirilebilir: Cansız olan çamur, hammadde olarak insanların ve hayvanların “ortak kökeni” olduğunda bir sorun olmuyorsa, tekhücreli bir canlının tüm canlıların “ortak kökeni” olması da maymunumsuların insanın atası olması da insan onuruna aykırı bir husus olarak kabul edilmemelidir. Hayvanlar çamurdan daha mı aşağı bir mertebededir? Bilimsel veriler, vücudumuzdaki hücre sayısından çok daha fazla sayıda, trilyonlarla ifade edilen bakteriyi bedenimizde barındırdığımızı göstermektedir. Bedenimiz adeta bir bakteriler gezegenidir, vücudumuzdaki bu bakteriler adeta organlarımız gibi bizlerin parçalarıdır ve bunu da insan onuruna aykırı bulmayız. Bakteri gezegeni gibi olmamız, yani çokhücreli hayvanlardan çok daha basit canlı türlerinin trilyonlarcasını bedenimizde barındırmamız, hatta yaşam için onlara bağımlı olmamız insan onuruna aykırı değilse maymunumsularla soy yakınlığı neden olsun? Bir önceki başlıkta dikkat çekildiği gibi bedenimizin yediğimiz besinlerin dönüşmesi ile sürekli yenilendiğini bir kez daha hatırlayalım. “Ben” dediğimiz bedenimiz aslında patatesin, pirincin, tavuğun, koyunun yenildikten sonra dönüşmüş halidir. Yediğimiz tavuğun, koyunun, patatesin, pirincin bedenimize her an dönüşmesini onurumuza aykırı bulmuyorsak; ilk insanların, hayvanların ve maymunumsuların dönüşmüş şekli olduğuna dair bir iddiayı da onurumuza aykırı görmemeliyiz. Biyoloji biliminin çok güzel bir şekilde açıkladığı gibi, yediği salatalığın ve tavuğun her an dönüşümü olmakta bir sorun görmeyen birçok kişi maymunlarla yüz binlerce yıl önce ayrılan bir soy ortaklığını sorun olarak görmektedirler. Evrim teorisinin onurumuza ve ahlaki yapımıza ters olmamasının, bu teorinin İslami inanç açısından doğru olduğu veya bu teorinin kabul edilmesi gerektiği anlamlarını taşımadığını da belirtmeliyim. O tartışma biyoloji, yerbilim, fosilbilim gibi bilim alanlarıyla ilgili bir tartışmadır. Fakat “insan onuruna” atıfla bu teoriye İslam dini adına itiraz edilmesinin Kurani bir dayanağı yoktur. Bazen insanın “en güzel bir biçimde (ahseni takvim)” yaratıldığına dair Kuran ayeti gündeme getirilip, bu ifadenin evrim teorisi ile çelişik olup olmadığı da sorgulanır. Bu ifadenin geçtiği Tin Suresi’ndeki ayet, ilişkili olduğu bir sonraki ayetle beraber şöyledir:
4: Gerçekten de insanı en güzel bir biçimde (ahseni takvim) yarattık. 5: Sonra onu aşağıların en aşağısına (esfele safilin) çevirdik. (Tin 4-5)
Bu ayette “en güzel bir biçimde” diye tarif edilen, insanın insan olduğu aşamadaki biçimidir. Bu biçimin, evrimle oluşup oluşmaması insanı tarif eden bu ayete zıt değildir. Nitekim insan, insan sureti kazanmadan önce sperm ve zigot olarak ve anne rahminde çeşitli şekiller alarak birçok aşama geçirir ama bu aşamaların hiçbiri de insanın “en güzel bir biçimde” yaratılmış olmasına aykırı kabul edilmez. Üstelik bir sperm veya bir zigotun insana şekil olarak benzerliği, maymundan hatta kediden bile daha azdır. “En güzel bir biçim” sıfatı, ortaya çıkan varlıkla ilgilidir, bu varlık ortaya çıkarken geçirilen aşamalarla ilgili değildir.
Ayrıca yukarıdaki iki ayet beraber okunduğunda, buradaki kastın insanın dış bedensel biçiminden çok ahlaki yapısıyla ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü dördüncü ayette “en güzel bir biçimde (ahseni takvim)” yaratıldığı söylenen insanın, beşinci ayette “aşağıların en aşağısına (esfele safilin)” dönüşmesinin mümkün olduğu ifade edilmektedir. Fakat putperestlik veya zulüm gibi fiillerde bulununca insanın dış bedensel yapısı değişmez, yani “aşağıların en aşağısı (esfele safilin)” ifadesiyle bedensel şeklin bozulmasından bahsedilmemektedir. O zaman dördüncü ayette bunun zıt durumu olarak gözüken “en güzel bir biçimde (ahseni takvim)” ifadesinin bedensel bir görüntüyle sınırlanmaması gerektiği, bu ifadelerin daha ziyade insanın ahlaki yapısıyla alakalı olduğu anlaşılmaktadır. Kısacası “insan onuruna” veya “en güzel bir biçimde” yaratılmaya atıf yapılarak evrim teorisinin İslam ile çeliştiği savunulamaz.
Kaynak : Caner Taslaman // Bir Müslüman Evrimci Olabilir mi?
