kendini anlat


  • ben, bu allahın kozmik atmığı gri ve serin gününde bulanık, boz, soğuk bir ceset isem bir bilincin cidarlarına işeyip yazılamalar karaladığı ve bu, karşılaştığı her imtihandan bir bir çakmış ve artık el-hak gençliği tükenik varlığımla bir netice isem böylece; benim olmayabilir mi hiç bir sebebim? olmayabilemez, efendim. elbette var ki o bir sebebin bir neticesiyim ben, belki birçok neticesinden bir tanesiyim yalnızca ve fakat sahipsiz değilim. sahipsiz değilim. nasıl ki analarının karınlardan kazınmış bebekler sahipsiz değildir, çözülmemiş cinayetler sahipsiz değildir, alıcılarına ulaşmamış mektuplar sahipsiz değildir, geç kalınıp binilememiş tren koltukları sahipsiz değildir, içilip tutulmamış antlar sahipsiz değildir, girişilip başarılamamış devrimler sahipsiz değildir, kurulup yaşanamamış düşler sahipsiz değildir, çıkılıp dönülememiş evler sahipsiz değildir; ben sahipsiz değilim efendim, ben de öyle sahipsiz değilim. böylece tekinsiz, kaypak, küstah, küfürbaz, metanetsiz, kifayetsiz bir neticesiyim ben güvenilmez, felaket, tahrip edici, erdemsiz bir sebebin.

    oynamayı bilmiyor değilim. seni temin ederim ki değilim. elimden gelmez değil oynamak, yalnızca oyun sıkıcı. bin saatlerce ağladım ben ve fakat yüzgünlerdir ağlamadım. varillerce kanadım ve her şeyi damla damla anladım; kızıl, kıvamlı, pas kokan tuzlu damlalarca anladım her şeyi ve böylece pıhtılaştım. deniz dibinden çekilip çıkarılmış bin iki yüz elli dört yaşında bilge bir demir çapa gibi pas kokuyorum. bilmiyor değilim oynamayı, gel gör ki oyun fena halde can sıkıcı. oynamayacağım. seni temin ederim ki oynamayacağım ben.