yalnızlığın anlaşıldığı anlar
-
en çok doğuda yaşarken yalnızlığı hissediyordum. devlet memuruyum. ilk doğuya atandım. ilk dokuz ay arkadaşlarla epey vakit geçiriyordum. herkes 22 - 23 yaşlarında. akşamları okey oynaması, tavlası, akşam yemekleri, saatlerce dünyayı kurtaracakmışçasına siyasi sohbetler ve içlerindeki tek türk bendim. hepsi kürttü. birlikte doğuyu gezmemiz ki o salakça yaşlarımıza göre az çatışma yaşadık arkadaşlarla.
sonra hayatıma tanıyıp tanıyabileceğim en ukala insan girdi. izmirli. ve izmir ukalalığı da fazlası ile. ırkçılığı da çok fazla. aslında ırkçılık demek yanlış olur adamda şehircilik var. izmir hariç her şehirden tiksinti duyuyor. bir gün allah belamı versin benim izmirde doğmadığım için diye ağlamıştım bile.
her neyse onunla sevgili olduğum süreç hayatımın en yalnız süreciydi. önce arkadaşlarımdan uzaklaştırdı beni. sürekli benimle planlar yapıp ki evde film müzik dizi tarzı planlar. doğuda gezmek onların topraklarını görmek istemiyorum derdi salak.
neyse sonra kendi de yavaştan uzaklaştı. sevgiliydik ama bazı hafta sonları evlerimiz yakın olmasına rağmen görüşmek istemiyorum derdi. 2 gün ailemle de telefonla konuşmazsam asla kendi sesimi duymazdım.
yapayalnızdın yani. arardım açmazdı. hafta sonum bana ait derdi ve ben penceremden sadece penceresini izler. ışığı söndü uyudu. perdeyi açtı uyandı diye izlerdim. nasıl sevgililik anlamazdım. 2 gün mesajlarıma dahi cevap vermezdi canı istediğinde.
gece 12 de eksi otuz derecede kapısının önünden çok geçmişliğim vardı. ve erkek değil kadınım.
