düşünmeyen toplum


  • içinde yaşadığımız yeni dünya bizlere pek çok fırsat ve imkan sumakla birlikte önümüze pek çok sorun ve engellemeler de çıkarıyor. bu sorun ve engellemelerden biri de düşünmezliktir. çoğumuz yeni dünyanın yarattığı bu sorundan muzdaribiz.

    düşünmezlik demek insani özelliklerimiz olan düşünmekten, sorgulamaktan, araştırmaktan uzak veya yoksun olmak demektir.

    yeni dünya düzeni diye tabir ettiğimiz ve her fırsatta şikayet ettiğimiz ve eleştirdiğimiz bu mevcut sistem adaletszlik temelinde kurulu olduğundan yalnızca belli bir azınlığın kazanmasını ve büyük bir çoğunluğun kaybetmesini sağlıyor. aynı şekilde bu sistem yalnızca belli bir azınlığın düşünmesini sağlayıp, büyük bir çoğunluğun da düşünmemesi üzerine işliyor.

    her gün gündemi işgal eden yeni şeyler, güncel haberler, televizyon programları, diziler, futbol, magazin, güncel siyaset, sosyal medya, oyunlar, youtube videoları ve bu gibi şeylerin tamamı biz insanları ve dolayısıyla toplumu düşüncesizliğe itiyor ve tüm bunlar bizi düşünmekten alıkoyuyor.

    bunlar ardı arkası gelmeyen şeyler ve ülkemizde bunların peşine takılıp on yıllarını heba eden insanlar var. şirketleşmiş futbol takımları uğruna can verebilecek yüz binlerce insan var bu ülkede. bugüne kadar birbirinden farklı yüzlerce magazin haberinin haftalarca konuşulduğu bir ülke burası. burası çoğunlukla televizyon haberlerinde, gazetelerde ve tartışma programlarında ortaya çıkan fikirlerin içine hapsolmuş insanların yaşadığı bir ülke.

    ülkemiz bu düşünmezlik politikasının uygulandığı tek ülke değil elbette fakat önümüze bir takım verileri koyduğumuzda görüyoruz ki en başarılı şekilde uygulandığı ülke olabilir. 2019 verilerine baktığımızda insanların televizyona, sosyal medyaya ve müzik dinlemeye harcadıkları ortalama günlük süre tamı tamına yedi saat. [1]

    ekranlardan ve ekranların etkisiyle yapmaya koyulduğumuz oyalamaca işlerden o kadar çok kafamızı kaldırmıyoruz ki düşünmeye vaktimiz olsun. ekranların önümüze koyduğu gündem konularını o kadar çok konuşuyor, eleştiriyor ve şikayet ediyoruz ki çözüm üretmeye vaktimiz kalmıyor.

    aklımızı karıştıran, dikkatimizi dağıtan, bizi gerçek sorunlarımıza odaklanmak yerine oyalanmaya sevk eden o kadar çok şey önümüze konuyor ki durup düşenelim demiyoruz.

    her gün yeni bir olay, her gün yeni bir mesele ve her gün yeni bir gündem maddesi çıkıyor karşımıza ve biz bunlara odaklanarak her bir günümüzü ziyan ediyoruz.

    düşünmeyen bireylerin oluşturduğu düşünmeyen toplum geçen her bir günle içten içe çürüyor, yıpranıyor, benliğini kaybediyor, uygulamaya geçemiyor, üretime katılamıyor ve sorunlara çözüm bulamıyor ve eninde sonunda sefalete ve esarete mahkum hale geliyor. onun için bilmeliyiz ki bizim felaketimiz gerçek anlamda düşünmezliktir.

    bu sebeple bizim artık düşünen, sorgulayan, araştıran, okuyan, yazan, çözüm üreten ve üretime katılan bir nesle ihtiyacımız var. Bizim tam olarak birlik olup, dünyayı değiştirecek bir nesle ihtiyacımız var.