birbirinden ayrı düşünülemeyen şeyler
-
çocukluğumdan beri vazgeçemediğim züğürtlüğümü şöyle kenara bırakıyorum;
(bkz: simit) ve (bkz: ayran)
unutmuyorum, ilkokul zamanlarında en yakın arkadaşım yusuf ve ben genelde evde kahvaltı yapmazdık. okula giderken yusufu evinden alırdım ve ailemizden aldığımız bozuklukları birleştirirdik. oyalana oylana gittiğimizden ilk derse hem aç girer hem derse geç girmek zorunda kalırdık. ders sırasında saate kitlenip 45 dakikanın dolmasını beklerdik. saatler 09:25 olduğunda ilk tenefüz zili çalar ve yusufla kantin sırasında yer kapmak için koşardık. sıra bize geldiğinde bizi gören kantinci dayı bize direk simit ayranı bize uzatır tüm bozuklukları dayıya verirdik. kantinde sobanın başında simit ayran yeme yarışması yapardık. üç yıl boyunca düzenli olarak yaptığımız bu yarışmayı sürekli kaybederdim. üç yıl sonra liseye başladığımız zaman biliyordukki bir daha simit ayran yarışmaları yapamayacaktık. ve şu an bunları yazarken simit yiyip ayran içiyorum. bu ayranımı tüm simit-ayran yarışması yapan arkadaşlıklara kaldırıyorum.