hatırladıkça iç burkan çocukluk anıları
-
Henüz 5 yaşımda iken başından geçen hadisedir.
Köyde yaşıyorduk, komşumuzun bahçesinde muazzam büyüklükte bir iğde ağacı vardı ve o gün bize bir poşet kadar ikram etmişlerdi. İlk daha iğde yiyordum ve tadıyla büyülenmiştim neredeyse. Çok çabuk biten poşetle birlikte huzurum da tükendi. Dayamayıp komşunun bahçesine girdim ve oyuncak motorumun kaskının içini (kafa küçük kask küçük) dolduracak kadar iğde çaldım. Eve gelip gizli gizli yerken dedem fark etti. Kimin verdiği sorusuna cevapsız kalınca anlamış olacak ki "nasıl izinsiz alırsın?" diyerek hem iğdelerimi almış hem bir güzel dövmüş hem de kaskımı ancak yıllar sonrasında lise çağlarımda bulabildiğim bir uzağa fırlatmıştı. Ne dayak ne de kask umrumda değildi: iğdelerimin hepsini yesemdi de keşke daha fazla dövseydi diye ağladım gün boyu. Duamı duyduklarından mıdır bilinmez dedemden sonra anneannem ve annemden de papara yedim :d
