askerlikte ilk gece
-
ankara, ağustos ayı..
izmirden gelmişiz, yaz sıcağından delirdiğimiz zaman, sabah indik işte otogara, neyse merkez jandarma komutanlığı nerde falan, bulduk geçtik sıraya.
sabah 8, önümde 400 kişi var, aileler ağlaşıyo falan, ben bi sırt çantasıyla dibek gibi dikiniyom orlarda, neyse sıra geldi, komutan giysileri dağıttı falan. bot bağlamayıda bilmiyoz, dedeler(üst devreler) geldi, ilk gün yangın tüpüylen bot döğdürttüler bana, bi yandan sigara içip bi yandan gülüyolar, bilmiyozda ortamı, hepimiz mal mal bot döğdük..
nerde sigara içiliyo, hangi gomtana görükmemek lazım falan hep anlattılar işte..
sonra koğuşlara dağıldık.
hani hep maphus şiirlerinde falanda derler ya, koğuş soğukluğu diye, o an anladım ne dediklerini..
yüz tane demir yatak, yüzüde birbirinden sevimsiz yatak, seççez birini.
seçtik, çarşaf serdik, yattık.
uyku uyumak mümkün mü, düşünüp duruyon, hıçkıranlar oluyo gizli gizli, ee erkekliğede laf ettirmicez, kafama yastığa bastırdım, dedim bu kötü bi rüya, uyanınca geççek..
18 ay sonra son gecede aynı şeyi dedim ve geçti. (bkz: swh)
velhasılkelam, zor iştir, adam olunan gecedir.
