blog sözlük itiraf
-
90'ların sonlarına doğruydu. internet Türkiye'ye henüz nüfuz etmemiş o sıralar. sokaklar ve arkadaşlık, televole kasetleri, coco jambolar, ibrahim tatlısesler kasıp kavuruyor ortalığı. eğlenecek çok az şey var. bizi biraz güldürecek ne varsa sımsıkı sarılıyoruz o dönemler. mahalleden birinin evi boş olduğunda bütün çocuklar doluşuyoruz evine. çay demleyip yemek yiyip büyükçülük oynuyoruz. bide o zamanlar meşhurdu telefon şakaları. rastgele numaralar çevirip (ev telefonu) karşı tarafa türlü şakalar yapıyoruz. "sular idaresinden arıyoruz. kontrol eder misiniz, sularınız akıyor mu?" diyoruz. evet cevabı alırsak, "git de bi ayaklarını yıka leş gibi kokuyor" hehe gülüp kapatıyoruz. birgün yine böyle hüseyin diye bir arkadaşın evinde toplandık. enteresan bir fikir çıktı. kimden olduğunu hatırlamıyorum. yine telefon şakası yapacağız. bir numara belirledik. belirli aralıklarla arayıp "alo, abi hüsnü orda mı hüsnü?" diyip kapatıyoruz. 3 4 5 10 kaç kere yaptık hatırlamıyorum. karşı taraf sinir küpü olmuş. kimin aradığını görecek teknoloji de pek yaygın değil. artık adam küfrederek açıyor telefonları. "yanlış numara kardeşim aramayın artık. yok burada öyle biri." biz gülmekten çatlıyoruz. biraz daha zaman geçti. son kez aradık adamı "alo abi ben hüsnü, beni arayıp soran var mı?" - "nerdesin '*' '*' kaç saattir seni arıyorlar." demesiyle bir ömür hep gülerek anlattığım bir anıya dönüştü. burdan o abiye selam olsun. hakkını helal et.
