ahlat ağacı


  • nuri bilge ceylan’ın en samimi filmi. film kitap gibiydi açıkçası. diyaloglar, bir zamanlar “sinan” olmuş herkes için tanıdıktı. görsel olarak bir kış uykusu ve bir zamanlar anadolu’da değildi ancak yine de özenle çekilmiş özel sahneler vardı. ama filmin esas etkileyici kısmı taşra entelektüelinin sorunları, mücadelesi, yetersizliği değildi. film baba-oğul gerilimini çok iyi anlatmıştı. 30 yaşına geldim ve her geçen gün baba-oğul gerilimimizi babam lehine bozulduğunu görüyorum. babama her geçen gün daha çok hak veriyor, bir evlat olarak onun için çok az şey yaptığımı düşünüyorum. filmin sonunda babamı gözlerim dolu dolu özlemle andım. sanırım filmi de bu yüzden çok samimi buldum