barış özcan


  • bazen okula barış özcan'ın videolarını getiriyorum. çocuklar beğeniyor.geçen kanırdım bizimkileri.
    "bu kişi aslında kim biliyor musunuz?"
    "?.."
    "Benim abim."
    inandırıcı olsun diye barış abi'nin tahtadaki yansısının yanında durdum, gülümsedim. videoyu projeksiyonla tahtaya yansıtmıştık.

    hafif fısırdaşmanın ardından yorumlar gelmeye başladı:
    "aa evet.. "
    "hakikaten benziyorsunuz"
    "ikinizin de yüzü yuvarlak"
    "bilişimcisiniz"
    "ikiniz de gözlüklüsünüz"

    benim pıtışlar tam soyut kavrama dönemine geçmediler ya (bkz: 12-18 yaş arası); somut düşünüyorlar. o yüzden arada böyle uçuk espriler yapıp verecekleri tepkileri gözlemliyorum. anlatımın ardındaki örtülü manayı kavrayamıyorlar.

    bir defasında "edat"ları anlatırken "zamanın birinde çook eskiden eda diye bir kız yaşarmış. bu kızı yalnız kaldığında kimse sevmezmiş. başkalarının yanına oynamaya gittiğinde ise onunla arkadaşlık eder, severlermiş. işte o yüzen edatlar tek başına anlam ifade etmezler" bizim bebişler buna da inandı. sonradan sormadım. belki hâlâ bu edat hikayesini gerçek sanıyorlardır.

    herneyse. bir iki dakika çocukların yüzlerindeki o sorumtrak hayretengiz ifadelerini izledikten sonra
    "yok çocuklar dedim. kendisi türkiye'nin en başarılı vlogger'larından biridir. yaklaşık iki milyon takipçisi var. kardeş değiliz. ama videolarını ilgiyle takip ediyorum."

    bir de kıssadan hisse;
    "siz de takip edin çocuklar. sizin yaşlarda bir oğlu var. (bkz: sufi özcan) düşünebiliyor musunuz bu küçük yaşında bin beşyüz kitap bitirmiş. siz de sufi gibi olun."

    selamlama, kapanış. '*'