yarım kalan hikaye


  • okulunda bir şiir dinletisi vardı. o da şiir okuyacaktı. o çağırmadan ben gitmenin planlarını yapıyordum zaten ama o çağırdı beni. gittim okuluna içeri girdim. konferans salonuna indim. hazırlıklar devam ettiği için almadılar beni içeri. kapıda beklerken o çıktı içeriden. kapının tam karşısında duruyorum ama seslenmedim hiç. insanların doğal hallerini daha samimi buluyorum. biriyle lafladı. birine bir şey dedi. sonra bir arkadaşı beni göstererek "kafanı çevir." dediğinde fark etti. gülümsemesi, şaşkınlığı. içeri geçtik, oturdum ben arkadaşlarının yanına. dilaver cebeci'den sitare şiirini ikinci sırada okuyacaktı. sıra o'na geldi ve başladı okumaya.

    ...
    "Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
    Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
    Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
    Umay gibi yumuşak huylum
    Nerden çıktın karşıma böyle
    Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime"
    ...

    bu kısmı okurken yüzünü bana çevirdi ve başka hiçbir yere bakmadı. yanımda oturan arkadaşlarından ikisinin kafasının aynı anda bana bir dönmesi var. bugün ölsem son anımda bu sahne gelir gözümün önüne. uzun seneler yaşasam son anımda hatırlayacağım sahneler arasında.

    sonra doğum günüm vardı. pazara denk geliyordu ve pazarları aile günleri. kalabalık oluyor. izin alması mucizeydi. hafta içi konuşurken yine limoniydik. tam sebebini hatırlamıyorum. sonra ertesi gün sana bir şey söyleyeceğim gel dedi. işten izin alabiirsen erken gel dedi. böyle bir şeyi ilk defa istiyordu. içim içimi yiyor. ertesi gün bir şekilde kalktım gittim yanına. doğum günüm için sürpriz yapmış. onun içinmiş her şey. bir kazak almış, leyla ile mecnun kitabı ve ayraçlar.

    bir muhabbet esnasında sormuştum koleksiyonun var mı diye. eskiden olduğunu söyledi. biz de kitap ayracı koleksiyonu yapalım mı dedim. tamam dedi. başucu kitabım olan çalıkuşu'yu ve oğuz atay, cemal süreya ve yaşar kemal'in resimleri ve sözleri bulunan ayraçları hediye etmiştim.
    ***
    bir gün paralel evrenler teorisini konuşuyorduk. var mıdır yok mudur falan diye. ben olabilir derken o olamaz diyordu. sonra "ne kadar paralel evren varsa hepsindeki benler senleri bulur." dedim.