yarım kalan hikaye
-
annem dedi ki; ''oğlum kendini kaptırma. safsın zaten. üzülürsün.''
iki ay geçmiş biz başlayalı. ufak tefek sorunlarımız oluyor ama o da her ilişki de olan sorunlar. konuşuyoruz ve anlaşıyoruz. birlikte büyüyoruz. ben büyüyorum ama o benim kadar hızlı büyümüyormuş. her şeye mantıklı yaklaşırdı. ben ise hiç mantıklı düşünmezdim. hep derdim ona "mantık işi değil bu. duygularını gizleme."
yine bir gün buluşacağız aradı ve rahatsızlandığını söyledi. akşam görüşmeyelim dedi. n'en var dedim ama beni geçiştirmeye çalışıyor. içim hiç rahat etmedi. dedim ki ''geleyim 5 dakika görsem kafi.'' gelme dedi. meraklı biriyim ve içim içimi yiyor. okuluna gittim ama haber vermedim. yağmurlu bir akşam, sigara içmek için dışarıya oturdum. üzerimdeki tenteden sızan su ıslatıyor ufak ufak. bakar körüm ben. kalabalıkta, uzak mesafede insan seçemem. görebiirsem görürüm göremezsem "eve geçtim." diye mesaj atar giderim diye düşünüyorum. 45-50 dakika sonra kapıdan çıkarken gördüm. karşı kaldırımdan yürümek yerine kafelerin olduğu kaldırıma geçti. hiçbir şey demedim. seslenmedim, el kol hareketi yapmadım. sadece yüzüne kitlendim nasıl diye. beni fark etti. ama emin olamadı. yaklaşık 15 saniye kadar şaşkın bir ifadeyle suratıma baktı. sonra geldi oturdu karşıma. yüzünün rengi gitmiş, gözleri solmuş. bana sigarayı çok az şey yarıda attırır. karşıma oturunca yaktığım son dalımı 3. nefeste bastım küllüğe. kalk dedim gidiyoruz. amacım tramvaya kadar bırakmaktı. ailesine karşı zor durumda kalmasın diye hiç evine veya yakınına kadar bırakmadım. yolda yürürken karşıdan gelen arabanın önüne yürüdü. nasıl karardıysa artık. korktum ve evine kadar götürdüm o gün.
bu kadar sinirlendiğim bir gün daha yaşamadım ben. akşam mesaj attı. okuldan çıkarken midesi bulanmış, istifra etmiş ve oturup ağlamaya başlamış ben nasıl gideceğim eve diye. ben gelmesem belki gidemezdi. belki ailesinden birini çağırmak zorunda kalırdı.
