yarım kalan hikaye
-
Bu noktada biraz kendimi anlatmak istiyorum.
Hayata geç kalmış bir mühendisim. Sonbaharda son stajını yapmış, sonbaharın son gününde mezun olmuş biriyim. Araştırmayı ve okumayı sever, Çok yer, çok içer-alkol nadiren çay özellikle-, az yazarım. Yazdıklarım genelde şiir, özellikle akrostiştir.
Doğum gününde o’na bir akrostiş yazmıştım. Sonradan öğrendim doğum gününü ve o an yapabileceğim şey akrostiş yazmaktı. Zamanla tabi akrostiş yazmaya devam ettim ama birgün rüyasında akrostişle ayrıldığımı görmüş ve bir daha yazmamı istemedi.
Bir yola çıktık onunla ve benim hayatım düzene girmemişti. Staj defterini onaylamadıklarından dolayı mezun olma sürecim uzadı. Ailem iş bulamadığım ve hala İstanbul’da olduğum için söyleniyor. Vakit kaybetmemem gerektiğini ve iş yoksa memlekete geri dönmemi istiyorlardı. Tabi bu belirsizlik hem benim hem de onun için bir soru işaretiydi. Normalde uzak mesafe ilişkisi kesinlikle istemezdi. Ben de pek sıcak bakmıyordum. İlk zamanlarımızda istanbul’da kalıp kalmayacağımı sorduğunda “sana bunun garantisini veremem ama bütün iş arayışlarım İstanbul’da şu anda. Ama eğer memlekete dönmek zorunda kalırsam bizim imtihanımız bu şekilde olur.” Dedim.
İstanbul’da iş bulmak için herkesi aradım. Tanıdığım, aracı olan, aracının tanıdığı vs. Yola çıktığım biri vardı ve ben onu yolda bırakamazdım. Kader, nasip veya kısmet 2 haftalık bir süreçten sonra iş buldum. İlk mesajı o’na atıp annemi aradım. Kütüphanedeymiş o sırada. Beni aramak için kütüphaneyi birbirine katarak çıkmış.
Hayatımda biri var. İşim var. O’nun yanında kalıyorum ve ihtiyacımız olan tek şey zaman. Bize zaman lazımdı. Birbirimizi daha iyi tanımak için, daha iyi anlamak için.
Zaman her şeyi gösterecekti bize ve gösterdi de.
