blog sözlük itiraf


  • dün kayın pederin arabasının vizesi vardı. ben götürürüm dedim, iş yerimden öğleye kadar izin aldım ve götürdüm. plaka mevzuatı değişmiş. yıllardır kullanılan plaka ağır kusurlu olarak belirlenip vize tekrarı istendi, neyse dert o olsun.

    döndüm, anahtarı vermek için kapıyı çalacağım ama ne mümkün? bir kedi, sokak kedisi, ayakkabı dolabının üstünde tam da kapı zilinin önünde kıvrılmış uyuyor.

    uyandırmak istemedim, kapıyı tıklatarak çaldım. kayın valide ve oğlum kapıya çıktılar ve oğlum kediyi görünce sevinçle çığlığı bastı. tabi hayvancağız bu vahşi çığlığın etkisiyle uyandı. esneyerek doğrulup bana baktı.

    2003 yılında bir gece okul dönüşü kasım ayında donarak ölmek üzere olan bir kediyi alıp eve getirmiştim. sadece iyileşene kadar diye düşünürken 2 yıldan fazla bana arkadaşlık etti. adını sıdıka koymuştum. camda benim eve dönüşümü beklediği için. 2 yıl sonra gitti.

    dün esneyerek bana bakan kedi sıdıkanın birebir aynısıydı. telefonla fotoğrafını çekip anneme ve kızkardeşime gönderdim. "aynı sıdıka değil mi?"

    annemin cevabı: "neredeymiş bu kadar zaman?"

    hanımdan korkmasam * * bunu da alır eve getirirdim inanın. zaten oğlum evde bir hayvan istiyor deli gibi...