blog sözlük itiraf
-
Yok, düzelmedi dünkü ruh halim. Aynı bok, aynı hamam ve tas içinde. Kitap da okudum. Yani kitap okumayı öyle bir yere koydum ki sözlük, moralim bok gibi olsa da okuyorum. Sonra kaldığım yerden devam ediyorum moral bozukluğuma. Haydi bakalım.
1 saattir yine geldiler bana, sildim siliştirdim. Yok valla benden kimseye ne sevgili ne arkadaş ne dost ne kardeş ne oğul olur. Bütün problem bende. Haydı şimdi buradan yakalım artık. Bloguma yazmaya yüzüm yok. Sözüm var, yazamam. Arkadaş, hayatımdan iyi yanlar çıkarmaya çalışıyorum yazmak için. Ne yazayım? Sen söyle sözlük ne yazayım? Hayır okuyanım yok, zaten kendime yazıyorum da, ne yazayım? "bugün de Allahıma binlerce şükürler olsun hala tat alma duyularımı kaybetmedim" mi yazayım? Buna zaten şükrediyorum hep. Çünkü bir şey olmuyor hayatımda. Ol-du-ra-mı-yor-um.
Adam gelmiş bana dertlerimı anlatayım diyor. Yok içim şişiyor.
Herkese kendi derdi büyük gelirmiş cidden. Dert diye saydıklarına neremle gülsem bilemiyorum. Adama diyorum ki
En büyük illere 2-2.5 saat uzaklıkta bir ilçedeyim, hiç arkadaşım-dostum ne yanı başımda ne de uzağımda var. Haftanın 7(yedi) günü evdeyim. Pazartesileri belki pazara çıkıyorum, bir de cuma namazına evden çıkıyorum. Ve ben zamanında New York'daki salak bir sokakta, Paris'in fare dolu kulesinin dibinde oturmuş aşırı evcimen biriyim. Bana bile fazla geliyor bu durum. Dışarıdan alakasız biri çıkıp bana "sende ağır depresyon ve sosyal fobi oluşmuş" diyebilecek durumda. Çözüm için elim kolum bağlı.
Ama yok. Neymiş birinin sınav stresi, öbürünün maaşındaki 200₺'lik fark, birinin evlenecek kız bulamaması ki benden 5 yaş küçük... Yani bazen küfretmelik yerler oluyor cidden. Hani böyle derdini ... şeklinde devam eden. Ama yok, onu da edemiyorum.
Tek yapabildiğim gelip kimsenin okumadığı bir sözlük başlığında yazıyorum. Rahatlatıyor mu? Eh %0,2 kadar. Ona da şükür. Bunu mu gidip yazsam bloguma acaba?
