atatürk'ün din karşıtı sanılması


  • günümüzde bir kesim tarafından sanrının da ötesine geçmiş, gerçek kabul edilmiş yanılgıdır.

    çoğu kişi mustafa kemal atatürk'ün laikleşme yolunda attığı adımları din karşıtlığı olarak görür. oysaki onun tüm çabası, dinin insanın kendi içinde yaşatılması ve bu şekilde doğacak toplum ayrışmalarını ortadan kaldırmak, toplumu osmanlı'nın seçtiği islam yerine demokrasi ve eşitlik ilkeleri altında birleştirmek, dinin sınırlarından kurtulmuş pozitif bilimlerin öğretildiği bir eğitim sistemi ve türkiye kurmaktı.

    bu çabaları her zaman onun din karşıtı olduğu yönünde değerlendirilmiş, hatta mason, siyonist gibi ağır ithamlara bile maruz bırakılmıştır. oysaki o dine değil, dini istismar edenlere karşı cephe almıştır. kendisi ulu önderimizdir. bu ülkede eğer ki hala ezan sesleri duyuluyorsa, cemaat rahat bir şekilde namaz kılabiliyorsa ve sokak iftarları düzenlenip eski ramazan ruhu yaşatılıyorsa bu atatürk ve silah arkadaşları sayesindedir. ramazan aylarında oruç tutmadığına dair rivayetler olsa da, dine karşı saygısını hafız yaşar okur'un anılarından okumak mümkündür.

    "15 yıl yanlarında bulunmanın bana verdiği hak ve salahiyetle diyebilirim ki atatürk, dine karşı hiçbir zaman kayıtsız kalmamış, yalnız dini istismar edenleri cephe almıştır… ramazanların atam için çok büyük bir önemi vardı. ramazan gelir gelmez incesaz heyeti çankaya köşküne giremezdi. kandil geceleri de saz çaldırmazlardı. sadece beni huzurlarına çağırır, kuran-ı kerim’den bazı sureler okuturlardı. ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu ile dinlerlerdi. ruhen çok mütelezziz olduğu her halinden anlaşılırdı.”