blog sözlük itiraf
-
Cennet papağanlarına inanılmaz başka hayranım sözlük. Renkleri, tavırları, sesleri beni benden alıyor. Beş sene evvel ailem sürpriz yapıp hediye etmişti bana. Her sabah suyunu değiştirir, kafesini temizler, onunla konuşurdum. Her akşam ben kitap okurken, ders çalışırken o da odamda gönlünce turlardı, birbirimizin özel alanlarını hiç işgal etmezdik. Hava güzelse ben okuldan gelene kadar benim odamın balkonunda dururdu; güneşlenir, tüm mahalleyi ayağa kaldırırdı Aşuk. Beni yolda görür görmez en farklı sesiyle öter, kafesinde çılgın atardı.
Apartmanımızda güneş sistemi var, çatıdaki depoların bakımı sırasında değişmesi gereken bir depoyu çatıdan aşağı itmişler. Ben de okuldan yeni gelmiştim henüz. Ayakkabılarımı çıkartırken bir gümbürtüyle sıçradım yerimden. Kuşumun sesi kesildi sözlük. Bir an afalladım, sonra koştum balkonuma. Attıkları boş depo benim balkon demirime çarpmış, öyle düşmüştü yere. Balkon demirim eğilmişti, kafes sağlamdı, rahatladım. Aşuk'tan yana kaydı gözlerim sonra, seslendim, kafesini içeri taşıdım, gagasını kenetlediği kafes demirinden çıkartmadı. Gözleri donuk ve küçüktü. Hemen kafesin içine attım elimi, dokundum. Hala o yumuşak, sıcak halindeydi. Aklım beni bile yerimden sıçratan o sesin o'nun minik yüreğine ağır gelebilmiş olacağını kabullenmiyordu. Bekledim kafesin başında, akşam oluncaya kadar bekledim. Annem geldi, babam gelene kadar bekledim. Babam geldi, yanılmış olduğumu bana söylesin diye bekledim. Söylemedi... "Sen biraz uzan." dedi sakince, hiç bilmediğim bir ses tonunu kullanarak. Uzandım, birinin bana yapacaklarımı söylemesi basit gelmişti o an, kendim düşünemezdim çünkü. Sonra görmedim Aşuk'u da kafesini de. Bir daha da 'satın almak' isteyemedim, o suçlulukla.
Ben okuldayken -başka şehirde okuyorum- yaralı bir cennet papağanı getirmiş anneme, her sabah yemek verdiği kedi. Ağzıyla getirmiş. Annem önce kedimizin yaraladığını düşünmüş ama veteriner öyle dememiş. Ufacık da bir şey böyle, kıyamamış bizimkiler serbest bırakmaya. Kaçmış çünkü evinden Yavrucak, belli. Sorup soruşturmuşlar sahibi de çıkmamış. Ben gelene kadar bakmışlar, büyütmüşler. Benim yaralarımı sarar gibi sarmışlar, sevmişler.
Şimdi ben geldim sözlük. 'Almaya' gönül erdiremediğim can, 'verildi' bana. Minik mi minik bir can daha katıldı canım aileme. Kalbim çok sıcak bugün sözlük!
Edit: imla
