engelleme seçenekleri



vitae kullanıcısı size özel mesaj gönderemez.


vitae kullanıcısının yazdığı hiçbir entryi görmezsiniz.


vitae kullanıcısının açtığı hiçbir başlığı görmezsiniz.
not: bu engelleme türü önerilmez (bkz: #46343)


ünlü Türk düşünürü İbrahim Tatlıses'in çağlara meydan okuyan felsefesinin dünya literatürüne yansımış hali.

Orijinalini beni benden alırsan seni sana bırakmam şeklinde formüle ettiği bu felsefeye bilim çevrelerince halen tutarlı ...devamını oku
ünlü Türk düşünürü İbrahim Tatlıses'in çağlara meydan okuyan felsefesinin dünya literatürüne yansımış hali.

Orijinalini beni benden alırsan seni sana bırakmam şeklinde formüle ettiği bu felsefeye bilim çevrelerince halen tutarlı bir açıklama getirilebilmiş değil.

Sen çok yaşa İbrahim Abi. Koca bir nesil bu cümleyi anlamaya çalışırken heba oldu. Nice koçyiğitler ne demek istediğini anlamadığı bu cümleyle ızdıraplara boğuldu..
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
  • chuck

    efsane bir komedi dizisidir. son derece tatlı karakterler, güzel kurgu... her şey var. dı. taa ki yönetmeni yeni dizi çekmeye başlayana kadar.
  • takip edilesi instagram hesapları

    sadece genel kültür içerikleri paylaştığımız güzide hesabımız;

    deniz humması

    birkaç örnek olarak;

    "Alfred Nobel, dinamitin mucididir. Ancak icadı faydalı işler yerine savaşlarda kullanılınca bundan pişmanlık duyan Nobel, servetini insanlık yararına emek verenlerin ödüllendirilmesi için vasiyet etmiş ve Nobel Ödülleri doğmuştur."

    "Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki astronotlar, bir gün içerisinde 16 (On Altı) kere gün doğumu ve gün batımı manzarası izlemektedir. İşte astronot olmak için bir sebep daha!"

    vs...
  • tony montana'nın manny'i öldürmekte haklı olması

    şimdinin jenerasyonu bilmez, onlar hüseyin mi ekrem mi ikilemlerini falan tartışıyorlar. geçiniz.

    1983'ten beri her kült film severin aklından en azından bir kere geçen soruya cevap verelim; tony kesinlikle ve kesinlikle haklıydı.

    bir kere tony, dediği dedik ve kuralları olan bir karakterdir. bu tavrı hiçbir zaman değişmedi ve bunu en iyi, tony'nin en yakınında bulunan, onunla birlikte hapiste yatmış, gemiyle küba'dan amerika'ya kaçmış arkadaşı manny biliyordu. zira tony'nin dünyasında gri diye bir renk yok. bir şey ya siyahtır ya da beyaz.

    henüz öykünün en başlarında tony, ailesini ziyaret ettiği sırada manny'nin kız kardeşine baktığını fark eder ve konuyu oracıkta kapatır. "hey! hey! she's not for you!". bitti. başka bir cümle, bağırma, bakış yok. bu kadar.

    tony'nin kurallarını sorgulamak anlamsızdır, zira kuralı dolanabilecek hiçbir güç yoktur. kaldı ki mantıklı düşününce de tony zaten; manny'nin de, kendisinin de yolcusu oldukları yolda öleceklerini bilerek hareket eder ve kız kardeşi gina'yı ısrarla bundan uzak tutmak ister. ancak manny, ziyadesiyle kot kafalı olduğu için bunu anlayamaz.

    sonunda ne olur? manny gider, gina ile gizlice aşk yaşar. hatta yetmezmiş gibi bir de evlenir. tony'nin en büyük savaşının öncesinde, imparatorluk kendisine emanet edilmiş ve tony iki üç günlüğüne ortalıktan kaybolmuşken bir anda ulaşılamaz hale gelir. yani tony can derdindeyken manny, gina'yı düzmenin derdine düşmüştür.

    tony döndüğünde; manny evlendiklerini söyleyerek tony'i mutlu edeceğini sanacak kadar da salaktır ayrıca. kaldı ki onu söylemeye fırsatı bile olmaz, aynı evde görüldükleri anda tony tarafından kevgire çevrilir.

    scarface fragmanında tony için; "for a brief of a time; world was his.." demektedir. tony, gerçekten istediği her şeyi elde etmiş ve kısa süreliğine dünyayı emri altına almıştır. fakat bu kısalığın tek sebebi, gerizekalı bir ortağı ve ondan da gerizekalı bir kız kardeşi olmasıdır.

    *ha bu arada; tony'nin, henüz ilk işinde angel'ı kaybetmesinin sebebi de manny denen anguttur. bekçilik yapması için bırakıldığı yerde arabadan flört ederken yukarıda olup biteni gözden kaçırıp olay yerine gecikerek intikal etmesi; angel'ın kolunun bacağının kesilerek öldürülmesine sebebiyet verir.
  • küfreden kadın

    candır.

    çok bir tanıma gerek yok. doğal olsun güzel kardeşim. boya kutusuna batırıp akşamdan sabaha evrim geçiren plastik türler yerine; doğal, kendi gibi olan, kendini saklamayan gül gibi kadından ne istiyorsunuz?
  • need for speed

    çağımızın geçtiğini, neslimizin yaşlandığı gösteren kavram.

    mesela artık film olarak tanımlanıyor. halbuki ben hile yazıp mclaren ile yarışmayı hatırlıyorum need for speed denince. ya da ne bileyim, en azından çağı biraz daha ilerletip hayran kaldığımız need for speed most wanted grafiklerini falan anımsıyorum.

    hayat ve zaman böyle şeyler işte. nasıl geçtiğini anlamadığımız saçma sapan gerçeklikler...
  • pek bir şey yok