engelleme seçenekleri



vertigo kullanıcısı size özel mesaj gönderemez.


vertigo kullanıcısının yazdığı hiçbir entryi görmezsiniz.


vertigo kullanıcısının açtığı hiçbir başlığı görmezsiniz.
not: bu engelleme türü önerilmez (bkz: #46343)


36· 0· 0· 0· 654 gün önce
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
  • sözlük halkı nerede

    bu dönem 10 ders almak zorunda kaldım. okulumun açılmasına 1 hafta kaldı... korkunç yoğunluk için geri sayımdayım
    ve
    son anlarımı beypazarı soda ve yakınsak mercek eşliğinde gazetesini okuyan emekli bir amca gibi geçirmek bana telaşlı bir sükûnet veriyor.
  • entelektüel anarşizm

    rené guénon'un modern dünyanın bunalımı isimli kitabında rastladığım ifade. yazarın kendi terminolojisini oluşturabilecek kadar nitelik ve nicelikçe çok dil bilmesi dolayısıyla kelimeleri salt anlamlarının dışında kullanması sebebiyle mânasını aradığımız ifadeyi doğrudan doğruya kendi metninden çıkarmak durumundayız.

    merak edenler için kavramı kullandığı bağlamı aşağıdaki gibi özetleyip devamını aynen aktardım.

    yazar, bireycilik başlığı altında bireysellikten üstün her ilkenin inkâr edilmesi ve bu yüzden uygarlığın her alanda tamamen sadece insani ögelere indirgenmesi, bunun batının bugünkü çöküşünün başlıca nedeni olduğunu vurguladıktan sonra batının tabiat üstü aleme dair çalışmalarının bile aslında tabiatla ilgili olduğunu, meseleleri ele alış ve inceleyiş biçimlerinin onu ancak "sözde metafiziksel" olmaya indirgediğini söylüyor. ve şöyle devam ediyor:

    "...Hatta öyle görünüyor ki, ne kadar sûni ve ne kadar aldatıcı olursa olsun, filozoflara göre, sorunları çözmekten çok, ortaya "sorunlar" koymak söz konusudur; bu da araştırma için araştırma yapma aşırılığının bir görünümüdür, yani zihinsel alanda olduğu kadar bedensel alanda da boşuna bir yorulmadır. Yine aynı filozoflara göre, isimlerini bir "sistem"e, yani kendilerine iyi yakışan, kendi eserlerinden başka bir şey olmayan çok sınırlı ve çok kısıtlı bir kuramlar bütününe bağlamak söz konusudur. her ne pahasına olursa olsun, orjinal olma arzusu da buradan gelmektedir, hakikatin bu orjinaliteye feda edilmesi gerekse bile: bir filozofun üne kavuşması için, yeni bir yanlış uydurması, daha önce başkaları tarafından açıklanan bir hakikati tekrar söylemesinden daha iyidir. haddizatında öyle olmadıkları halde, kendi aralarında çelişkili pek çok "sistem"i kendisine borçlu olduğumuz bu bireycilik esasen hem modern bilginlerde, hem de modern sanatçılarda görülmektedir; ama bireyciliğin kaçınılmaz sonucı olan entelektüel anarşi'yi belki de en net bir şekilde filozoflarda görebilmekteyiz."

    doğu felsefesine bakıldığında tüm bunların aksine hakikat bilgisine ulaşma çabası taşıyan samimi bir olgudur felsefe. bir bilginin orjinal olması değil doğru olması önemlidir. bir bilgi orjinal olup yanlış olduğunda onun peşinden gitmenin de o fikrin sahibi olmanın da hiçbir değeri yoktur. doğru olduğunda ise herhangi bir insanın bununla övünmesi söz konusu değildir çünkü hakikat insan aklının üstünde bir şeydir. filozof bir doğru üretmiş değil onu ancak keşfedebilmiştir, dolayısıyla doğru herkes tarafından eşit miktarda sahiplenilir. entelektüel anarşizm bu yönüyle geleneksel felsefeye paralel bir yol izlememekte, çoğu kez batı canavarını beslemekten öteye gidememektedir.
  • sevilen şiirin en vurucu dizesi

    ismet özel'in tonlarca dizesinin bende hayli vurucu etki yapmasına karşın birkaç sözcükle engin mânâların kapılarını açtıran şu dizelerini yazmak isterim:

    niçin? niçin? niçin?
    kuyuya düşen çocuk niçin ölmesin?
  • yıkılma sakın

    önce ataol behramoğlu'nun askerde ve sürgünde olduğu esnada kendisi gibi askerde olan ismet özel'e moral vermek amacıyla yazdığı, ardından ismet özel'in de ona karşılık vermek için aynı isimle yazdığı iki şiirin ismidir. şairlerin birbirine karşılıklı yazdığı bu iki "yıkılma sakın" ismet özel, ataol behramoğlu, murat belge gibi isimlerin o dönem birlikte çıkardığı "halkın dostları" isimli dergide yan yana yayınlanmıştır.

    şiir kendisine ulaştığı sırada muş'ta askerlik yapmakta olan ismet özel'in şiire odaklanmak için hiç vakti yoktur fakat arkadaşına karşılık vermek istemektedir. boş vakit kazanmak için askeriyenin revirine gidip 3 dişini çektirerek 3 gün istirahat izni alır. bu esnada şiiri yazmaya çabalasa da tamamlayamaz. ardından revirde 3 dişini daha çektirir ve toplam 6 günde şiiri tamamlar.

    işte o şiirler:

    Yıkılma Sakın


    Sana durlanmış kelimeler getireceğim
    pörsümüş bir dünyayı kahreden kelimeler
    kelimeler, bazısı tüyden bazısı demir
    seni çünkü dik tutacak bilirim
    kabzenin, çekicin ve divitin
    tutulduğu yerden parlayan şiir.

    Zorlu bir kış geçirdim, seninki gibi neftî
    acıktım, bitlendim, bir yerlerim sancıdı
    sökmedi ama hoyrat kuralları faşizmin
    çünkü kalbim aşktan çatlayıp yarılırdı.
    Her sabah çarpışarak çekilirdi karanlık alnacımdan
    acılar bile duymadım kof yürekler önünde
    beynim her sabah devrimcinin beyniydi
    ayaklarım donukladı gelgelelim
    sağlığın yerinde mi?

    Yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor
    halkın doğurgan dünyasına dalmakla
    onların güneşe çarpan sesini anlamayan
    dört duvarın, tel örgünün, meşhur yasakların sahipleri
    seyir bile edemezken içimizdeki şenliği
    yılgı yanımıza yanaşmazken
    bizi kıvıl kıvıl bekliyorken hayat
    yıkılmak elinde mi?
    Boşuna mı sokuldu bankalara
    petrol borularına kundak
    kurşun işçinin böğrünü boşuna mı örseledi
    varsın zındanların uğultusu vursun kulaklarımıza
    yaşamak
    bizimçün dokunaklı bir şarkı değil ki.
    Bu yürek gökle barışkın yaşamaya alışmış bir kere
    ve inatla çevrilmiş toprağın çılgarına
    yazık ki uzaktır kuşları, sokaklarıyla bizim olan şehir
    ama ancak laneti hırsla tırpanlayamamak koyuyor insana
    öpüşler, yatağa birden yuvarlanışlar
    sevgiyle hatırlansa bile hatta.

    Köpüren, köpürtücü bir hayatın nadasıdır kardeşim
    bütün devrimcilerin çektikleri
    biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır
    dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki
    pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak
    ama budandıkça fışkıran da bizleriz
    ölüyoruz, demek ki yaşanılacak...

    İsmet Özel


    Yıkılma Sakın

    Kötü sey uzakta olmak
    Dostlarindan, sevdigin kadindan
    Yasaklanmak bütün yasantilara
    Seni tamamlayan, arindiran
    Kapatildigin dört duvar arasinda
    Saglikli, genç bir adam olarak

    Neler gelmez ki insanin aklina
    Sevinçli, özgür günlere dair
    Kalmistir yüzlerce yil uzakta
    Onunla ilk kez öpüstügün sehir
    Aci, zehir zemberek bir hüzün
    Kalbinden girtlagina dogru yükselir

    Görüyorsun iste küçük adamlari
    Köhnemis silahlariyla saldiran sana
    Kimi tutsak düsmüs kendi dünyasina
    Kimisi düpedüz halk düsmani
    Diren öyleyse, diren, yilma
    Yürüt daha bir inatla kavgani

    Babeuf'u hatirla, Nazim Hikmet'i
    Bir umut atesi gibi parlayan zindanlarda
    Hatirla Danko'nun tutusan kalbini
    Karanliklari yirtmak arzusuyla
    Ve fasizme karsi, zulme, zorbaliga
    Düsün acilar içinde vurusan kardesleri

    Elbette vardir bir diyecegi, bir haberi
    Bir kaçaga çay sunan Kürt kadinlarinin
    Daglar dilsizdir yalçindir
    Ama gün gelir bir diyecegi olur onlarin da
    Ve daglar, issiz tarlalar basladi mi konusmaya
    Susmazlar bir daha, söz artik onlarindir

    Kötü sey uzakta olmak
    Dostlarindan, sevdigin kadindan
    Yasaklanmak bütün yasantilara
    Seni tamamlayan, arindiran
    Ama bir devrimciyi hakli kilan
    Biraz da acilardir unutma

    Yikilma sakin geçerken günler
    Yaralayarak gençligini
    Onurlu, güzel geleceklerin
    Biziz habercileri düsün ki
    Ve halkin bagrinda bir inci gibi
    Büyüyüp gelismektedir zafer

    Ataol Behramoğlu
  • hayat felsefesi yapılabilecek en güzel söz

    "sandalye sandalyedir."

    pc sandalyesini daha konforlusuyla değiştirme fırsatını yakalamış fakat konforlu sandalyenin biçiminden pek hoşlanmamış olan kardeşimin oda arkadaşı olan küçük kardeşime konuyu danıştığında aldığı cevaptır. bu cevabın ardından kararını saniyeler içerisinde veren büyük kardeşim bu sözü bundan sonra hayat düsturu edinmeye karar vermiştir.

    dipnot: bu olay gerçekleştiğinde bahsi geçen sözü söyleyen sülozof henüz 8 yaşındadır.
  • blog sözlük ölüm sessizliği

    sözlükte bir süredir baş göstermiş can sıkıcı durumdur.

    kimsenin mi yazası yok? neredesiniz ey ahali!!! buradaki tartışmaları, karşılıklı girilen sitemkar entryleri bile özledim. hayır kaostan beslenmiyorum. yalnızca bu kadar sessizlik fazla!!!