engelleme seçenekleri



ütopyakedisi kullanıcısı size özel mesaj gönderemez.


ütopyakedisi kullanıcısının yazdığı hiçbir entryi görmezsiniz.


ütopyakedisi kullanıcısının açtığı hiçbir başlığı görmezsiniz.
not: bu engelleme türü önerilmez (bkz: #46343)


13· 9· 2· 2· dün
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
  • öyle birine aşık ol ki

    uzayan kısalan saçlardan, sana ait olmayan anlardan,
    gitmediğin yollardan yorulmadın mı?
    canım,
    birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sevmek lazım.
    his boşluğu ve iç burkulması diye bir şey varmış.
    çok sevince anladım.
    hayat, o evde yerin yok diyor. yerini bil.
    evdeki ve sokaktaki tüm savaşları kaybettiğim yerdeyim.
    hala güzel olduğunu bilmeden, güzel duranı seviyorum.
    ellerini takip ediyorum, hala.
    elin ısısıyla kalbin ısısı birbirine ne yakınmış.
    kalp sıkışıyor, el buz.
    yüzümü yağmura uzatsam geçecek diyorum.
    geçmiyor.
    ev buz.
    anlamaktan yoruldum.
    sarılmaktan.
    sen, o evde - sarılmaktan korkanların en uzağında dur, olur mu?
    öyle birine aşık ol ki, her şeyi unut.
    dans etmeyi hatırla.
    birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sev.

    (bkz: kemal hamamcıoğlu)
  • aklıma ne zaman gelsen

    ellerini…
    sonra sustuğun yerleri…
    en uzun sessizliğin ardından ellerini ve gözlerini…
    karanlığa bırakmadan…
    karanlıkta bırakmadan…
    o filmi hiç unutmadan…
    tatlının ardından tuzlu, tuzlunun ardından tatlı, sonra tekrar tatlı, ardından yine tuzlu yer gibi...
    susmadan…
    susayarak…
    iştahla…
    göğsümden açılarak…
    tekrar tekrar eve dönerken…
    gece gündüz evleri tekrar tekrar yıkarken…
    evsiz kedilerin arasında boş bir bankı izlerken…
    yatağı toplamadan…
    yastığımdan vazgeçmeden…
    perdeleri açarak...
    pencerelere sırtımı dönerek...
    saymayı unutacak kadar çok…
    ağrıların, uyuşan ellerin, tutulan omuzların sayısını hatırlayacak kadar az…
    sevmesini bildiğim için…
    sevmesini bildiğin için…
    kedileri, köpekleri ve en çok…
    tatlı tuzlu...

    aklıma ne zaman gelsen, gökyüzüne kadar zıplamak istiyorum!
    ...
    sesini duyunca daha çok özlüyorum.

    (bkz: kemal hamamcıoğlu)
  • her şeyin mümkün olduğu sabahlar

    ...
    yaralandıkça ne çok şeyi özlüyor insan...
    gerekli, gereksiz ne varsa özlüyor.

    çocukluğu değil.
    genç günleri değil.
    sadece eski evlerin arasında yokuş aşağı yürüdüğü sabahları.

    ayaklarına dur diyemediği...
    her şeye inandığı...
    her şeyin mümkün olduğu sabahları..

    bugünü dün, yarını çok önceden yıktıkları bu sabahlara ait değilim ben.
    zaman akıyor, su akıyor, annem kapıdan sokağa çıkıyor.

    ben evden çıkamıyorum..

    bu kayıp sabahlar, benim sabahlarım değil.

    büyüdüğünü, hiç yıkılmaz dediğin dağlar kendi kendini yıkınca anlıyormuş insan..

    olacak gibi olanlar son anda olmayınca..

    olmayacak olanın olmasına çoktan alıştım..

    sevmeyi çok özledim.

    (bkz: kemal hamamcıoğlu)
  • murat ali ersan

    özgürlük yine bizim olacak sevgilim
    umudunu kaybetme
    bir zamanlar el ele dolaştığımız sokakları hatırla
    dünyanın en mutlu insanı değil miydik?
    vakitsiz sarılmalarımız olurdu
    kuytu köşelerde de öpüşürdük
    senin yanakların kızarırdı, benim dilim dolaşırdı
    sonra yine sarılırdık hatırlıyor musun?
    sabahladık, uyuyakaldık, güneşi izledik
    koştuk, dinlendik, ağladık, güldük, sevdik
    biz yaşadık sevgilim hatırlıyor musun?
    bakma şimdilerde zor günler geçirdiğimize
    bir de şöyle düşün sevgilim: zor günler ya geçerse?

  • lo-fi

    tanım: ingilizce de "low fidelity"nin kısaltması olarak kullanılır. türkçe de "düşük doğruluk" anlamını taşır. genellikle kayıt veya performansın kusurlarının bilinçli bir şekilde duyulabilir olarak hazırlandığı bir müzik türüdür. ayrıca lo-fi müzik türü hi-fi'nin tam tersidir. (bkz: hi-fi)

    lofi günlük hayatın fon müziğiymiş gibi geliyor bana. sabah işe gelince açıyorum ve bir bakıyorum ki gün akmış, bitmiş. bazen dinlerken karmaşık olan tüm düşüncelerim dağılıveriyor. bazen de düşünmemem ya da olmamam gereken yerlerde buluveriyorum kendimi. tüm bu dinginliğin yanında ara sıra durmak ve müziği gerçekten hissedip gülümsemek güzel.

    listemizi şuraya bırakalım; dinlersin.
  • geceye bir film bırak

    “ben tamamen yitip gitmeden önce; sana hayatımın aşkı olduğunu çünkü beni her gün güldürdüğünü ve hayatımı yaşamaya değer kıldığını, bana kendimi yalnız hissettirmediğini söylemek istedim. her şey yolunda gitseydi, seninle yaşayıp seninle ölmek isterdim.”

    (bkz: little fish)