engelleme seçenekleri
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
-
değiştiremeyeceğin şeyi kabullenmek
değiştiremeyeceğin şeyi kabullenmek diye bir şey aslında yoktur; zamanı, zemini, fırsatı olunca değiştirilecek şey vardır.
-
Podcast
ses kaydı tuşuna basmayı ve internete erişebilmeyi beceren herkes yapabilir. podcast aleminde her ses, görüş, serzeniş, yetenek vs. vs. kendine yer bulabilir. apple iphone telefonlarda standart bir uygulama olarak yüklü gelir (ki artık google da bunun bir benzeri olan google podcasts'i uygulama mağazasına ekledi) 2003 yılı civarlarında ortaya çıkmış olmakla birlikte 2005'de itunes'a dahil edilmişti. podcast'in babası adam curry'dir diye bir rivayet vardır. iphone telefonların inovatif bir anlayışla üretildiği dönemlerde ön plana çıkabilmiştir. aslında bilgisayar teknolojisi, kaydedilen sesin internet ortamında yayınlanabilmesini mümkün hale getirmişti, blog yayıncıları yazılarını yayınladıklarında takipçilerine RSS (Rich Site Summary) ile bildirim yapabiliyorlardı. yani aslında elde var olanlar birleştirilerek podcast sonucuna ulaşılabilmişti. kısaca ses kaydını internet üzerine yükleyen kişi takipçilerine (abonelerine) rss üzerinden bildirim gönderebiliyor ve podcast dinleme uygulamaları da bu bildirimleri alarak bildirimi yapılan bu kaydı takipçiye dinletebiliyordu. apple, podcast olgusuna aslında çok da eğilmemişti; mecra kendi kendine geç de olsa doğrulup yürümeye, şimdilerde koşmaya başladı. blog yazanlar fikirlerini bir de seslendirerek iletmeye başlamışlardı. klişelerin baskın olduğu basın mecralarından sıkılanlar podcast dinleyicisi olmaya başlamıştı. metroda, trafikte, iş yerinde, ellerin ve gözlerin yapılan işte; kulakların da podcast programlarında olduğu dönemler gelmişti. video paylaşım mecralarından farklı olarak sadece kulaklıkla içerikleri takip etmen mümkün olabiliyordu. Genelde bilgi paylaşımı ağırlıklı bir mecra olarak, boş durmaktansa bilgi edinmeyi talep eden bir toplum kesimine hitap etmektedir. bilgi üretenlerin ilk hedefleri kazanç elde etmek değildir; genelde motivasyonları dinlenebilir olmaktır. son dönemlerde bu durum biraz farklılaştı; zira amerikan girişimci kafası buraya da girdi ve podcast'lerin yanında reklamlar da yayına girmeye başladı (hatta bazen podcast'in kendisi reklam oluverdi) aslında işin içerisine makul ölçülerde kazanç girmesi podcaster'ları daha düzenli ve daha fazla içerik üretmeye yöneltmesi açısından olumlu sonuçlar verdi denilebilir. gün geçtikçe daha fazla insan record tuşuna basarak fikirlerini, deneyimlerini, hikayelerini, haberlerini, yorumlarını, anlattıkları derslerini, üretmiş oldukları tiyatro eserlerini vs.vs. bir çok şeyi podcast üzerinden paylaşıyorlar; hem de kimseye sormadan, izin almadan, canları nasıl istiyorsa öyle...
-
rota virüsü
ishali fena miktarlarda sıvı kaybına neden olup enfeksiyonu özellikle çocukların iflahını keser. aşısı olan bir virüstür. aşısını önermemek mümkün değildir çünkü çocuğu rota virüsten koruduğunuzda ishal ile aranıza önemli bir mesafe koymuş oluyorsunuz. Aşı 2 ila 6 aylık arası bebeklere uygulanabiliyor.
-
wordpress vs blogspot
neredeyse bütün blog sitelerinin kapılarına birer değnek çaldım ... ara yüzü, sadeliği, hitap edilebilecek bir sosyal medya ortamı sağlaması gibi pek çok faktörle gönülleri fethetmişti "medium" ama işin içine para girince aramıza bir soğukluk girdi. aslında çok kötü bir fikir değildi "sen abone ol, birazcık aidat öde; ben de sana kazandığım paradan biraz vereyim.. hem sana da moytivasyon olur yazmak için" konusu. Ama bu modelin ülkemizde çalışmaması, üç kuruşun hesaba yatırılabilmesi için bin-bir türlü fırıldağın çevrilmesini gerekli hale getirdikleri için hiç aidat ödemedim kendilerine. Tumblr var müthiş özellikleri, sosyal medyası ve teknik imkanlarıyla. ama gelin görün ki tumblr kendini bir pazarlama mecrası olmaktan koruyamadığından blog içerikleri üretenlerin gittikçe uzaklaşmasına neden oldu.. Dolayısyla wordpress'e "ya iyi ki varsın" deniliyor . Ama şu gerçek ki aktif bir sosyal medyası olmasa bile en kolay ulaşılabilen, her durumda elinin altında, kafana göre takılabileceğin, kullanıcı dostu arayüzü olan blog “blogspot”tur.
-
mediterranean
Latinceden köken alarak Medi: orta(sı) Terra: kara/toprak olduğundan mediterraneus “dünyanın ortası” olarak tanımlanan bölgeyi tarif etmektedir. Kuzeyde Atina, doğuda küçük Asya, güneyde Libya coğrafyalarının ortasındaki bölge; onlara göre dünyanın ortasıydı. Terra, Antik roma'nın dinsel mitlerinde terra mater "dünya ana" tanrıça olarak karakterizedir; dolayısıyla mediterranean "terra mater" dünya ana tanrıçası ile isim paylaşmaktadır. Bu arada yine latince kökenli "Terra"nın bağlantılı olduğu kelime olan Terrace , türkçede teras, seki, yüksek düzlük, taraça olarak karşımıza çıkmaktadır.
-
yürek yemek
Cesaret meziyetlerini göstermeyi çok da tercih etmeyen kişilerin birilerinden veya bir şeylerden güvenebilecekleri bir şeyler olmaksızın, korkmadan; beklenmedik şekilde karşı tepki vermeleri durumunda ilk akla gelen deyim olsa gerek.
Bir de “yürek yemek” eyleminin birisine karşı büyük bir kinle dolarak “yüreğini yesem of demem” şekilde farklı bir amaçla söyleneni var. Muhtemelen bu şekildeki söylemin eski Arap savaş söylemleri ile bir bağlantısı var. Şöyle ki savaş (ve/veya kavgalarda) üstesinden gelinemeyen düşman için aht edilir ki “organları sökülüp yenilsin”. Hatırlayan vardır; çağrı (the message) filminde konu edildiği gibi; Hind bint-i utbe büyük kin duyduğu hz. Hamza’yı vahşi’ye öldürtüp yüreğini yemiş.
Link-i YouTube
-
cahit aral
düşünün ki bu adam İstanbul Teknik Üniversitesi'ni bitirip mühendis olmuş. siyaset ona payeler vermiş. ama çernobil'in radyasyon bulutlarından yağan yağmurlarla her bir zerresine sezyum-137 işelmiş çay yapraklarını "bakın ben içiyorum bana bir şey olmuyor" demeye getirmek için demleyip çay diye içtiğini kameralar önünde iddia etmiş olmasıyla hatırlanacak olan kişidir; cahit aral.
-
beni dövün diye bağıran memur
@entrientist öncelikle "ben konuşarak ikna ettim" kelimesi ne güzel bir kelimedir. ayrıca belirttiğim gibi "tuzu kuru ve kenardan gazel okuyan biri olmak" aynı muamele ile karşılaşıldığında nasıl bir tepki verebileceğini bilmemekle alakalı (ben olsam ne yapardım?) iş yükü olmayan bir yerde sorun yaratmak üzere özel gayret gösteren personel ile ilgili idari mekanizmaların işletilmesini sağlamak gencecik çocuk müdür tarafından ciddiyetle ele alınması gereken bir konudur aslında... (diyor ve diyalog formatına dönüşümden imtina ederek entry'me son veriyorum)
-
geceye cem karaca'dan bir şarkı bırak
madem geceye bırakacağız şarkıyı Cem Karaca'dan, o zaman şarkımız "gecenin karasını" olsun.
sözlerini ise şöyle terennüm eylemek mümkün;
Gecenin karasını
Giyinmiş bahtım
Baharın sesi kısık
Kış bağır, bağır
Yüreğimde bir bıçak
Sensizlik kadın
Dudaklarınla ismimi söyle
Ah
Gecenin karasını
Giyinmiş bahtım
Baharın sesi kısık…
link-i youtube
-
beni dövün diye bağıran memur
"devletin memuruna karşı halkı galeyana getirmesi muhtemel" iş bu başlığa yorum yapılacaksa kenardan gazel okuyan tuzu kuru vatandaş edası ile "öncelikle serin kanlı olmayı öğrenmemiz gerektiğini" belirtmek isterim. devlet gibi devasa bir yapının iş akış sistemlerinin ani kararlarla değiştirilmemesi; önce fizibilite çalışmalarının yapılarak planlanması ve yürülüğe konulması gerekmektedir. mesela vatadaşa ait belge ve dökümanların alınan bir kararla değiştirilmesine karar verdik diyelim; bunun bize kazandıracağı şey nedir, biz bu işi niçin yapmak zorundayız? sorularına makul yanıtlar almalıyız. zaten rutin uygulamada bu tip vatandaşlık belgelerinin yeni doğanlara rutin olarak verildiği sözkonusudur ve zaten kayıp, çalıntı durmlarında da yeni evrak tanzim edilir; bu işleyişe göre personel istihdam edilmiştir. ancak binlerce kilometre kare üzerinde, milyonlarca insanın yaşadığı ülkemizde her bir vatandaşı tek tek ilgilendiren bir değişiklik yapılacağında; işin boyutuna göre iş yükünü kaldırabilecek yeterlilikte eğitim verilmiş memur alımı (ve/veya personel kaydırması vs.) yapılmalıdır. Aksi halde iş bitmez (hizmeti veren de, alan da) biz biteriz.
- bugünkü bilgi ile 1000 yıl önce yaşamak
- mediterranean
- değiştiremeyeceğin şeyi kabullenmek
- Podcast
- iş bulmak için üniversiteye gidilmez diyen tip
- bana ne yaptın
- ikili ilişkilerin püf noktaları
- karadeniz'de doğalgaz bulunması
- cuma namazı kılanların kaldırımları işgal etmesi
- geceye cem karaca'dan bir şarkı bırak
- pek bir şey yok
- pek bir şey yok
