engelleme seçenekleri



mataramasukomiko kullanıcısı size özel mesaj gönderemez.


mataramasukomiko kullanıcısının yazdığı hiçbir entryi görmezsiniz.


mataramasukomiko kullanıcısının açtığı hiçbir başlığı görmezsiniz.
not: bu engelleme türü önerilmez (bkz: #46343)


2· 0· 0· 0· 1305 gün önce
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
  • aşk

    Ne var elimizde.? Sayalım o halde ; zamanı bilmiyoruz, mekanı
    bilmiyoruz, ve konuyu bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey ne zamanı, ne mekanı, ne
    de konusu belli olmayan bir balo…

    Dünya mantığı ile düşünüldüğünde tezatlıkların cirit attığı bir
    balo bu. Dilerseniz yavaş yavaş içeri girelim ve bir göz atalım. Neler
    olacağını kestirmek çok zor lakin davetlilere, görevlilere ve düzenleyene
    bakılırsa bu gecenin çok enteresan olaylara gebe kalacağı aşikar. “- Baloyu Aşk
    düzenlemiş” şeklinde fısıltılar geliyor kulağıma daha içeriye adımımı atar
    atmaz. Unutmadan, içeride garip olayların olacağına dair yürüttüğüm tahmini
    destekler nitelikte bir şeyle karşılaştım biraz evvel. Kapıda beni kim
    karşıladı dersiniz.? Asalet.! Bakın şu aşka siz Asaleti uşağı tayin etmiş
    kendisine. Şaşırdım doğrusu.! Sanırım biraz erken gelmişim misafirlerin çoğu
    henüz iştirak etmemiş. Güzel bir orkestra oluşturulmuş şefliğini Acı’nın
    üstlendiği. O kadar nadide parçalar üzerinde yoğunlaşmış ki şef, ortamdaki
    huzurun mimarı olmuş adeta. Ortalıkta sürekli müziğinde etkisiyle dans eden
    birisi var. Tanıyamadığım birisi olduğu kesin. En yakınımdaki Cehalet’e
    soruyorum bildiğini söylüyor, dediğine göre Utanç’mış. Bu arada sanırım yeni
    misafirlerimiz var.? Bu simayı tanıyorum Yalnızlık’ın ta kendisi. İki dostuyla
    birlikte gelmiş davete sürekli gülüşüyorlar. Normal olan bir şey gözüme
    çarpacak mı diye kafamı kaldırıyorum ve mekanı dikizlemeye başlıyorum
    avizelerin ihtişamı geceninkine yaraşır görünüyor ayrıca merdivenleri
    ortalayacak şekilde yerleştirilmiş kırmızı halı ise estetik katmış, içecekler
    ve yiyecekler bol miktarda anlaşılan Aşk yine fedakarlıktan kaçınmamış.! Bir
    hengame kopuyor kapıda gelen kişi özel misafirlerden olsa gerek. Gurur değil mi
    O ? Gecenin en tanınan yüzü kuşkusuz. Gözlerim Cesaret’i arıyor fakat
    göremiyorum Aşk’a karşı çekinceleri mi var diye düşünmekten alamıyorum bir an
    kendimi. Her neyse yeni misafirleri beklerken kösede Öfke ve Kin’i sohbet
    ederken farkediyorum. Yüzlerindeki ifadeye bakılırsa ciddiyetin hat safhada
    olduğu söylenebilir. İyi de Kin ve Öfke ne konuşuyor olabilir ki.? Zihnimin,
    uyandıktan sonra rüyamda ne gördüğümü hatırlamaya çalışmam gibi bir hal alması
    artık gayet normal geliyor bana. Kapıda tekrar bir patırtı oluyor ve kulaklarım
    dikleniyor yine gelenler var sanırım. Vay canına Umut kendinden emin adımlarla
    giriyor içeri. Bana doğru hızlı hızlı geldiğini görmek ne hoş. Anlamsız bir
    ferahlık kapsıyor içimi birden. Belli ki içeride kendisini bekleyen biri var
    göz bebekleri hızlı hareket ediyor. Ve Sevgi oturduğu yerden kalkıyor, elini
    havaya kaldırıyor Umut kendisini rahatça seçebilsin diye. Selamlaşıyorlar.
    Sevgi’nin mimiklerine kılıf bulmak gerekirse Umut olmazsa ben Kader’e yenik
    düşerim görüşü gayet mantıklı olur. Çehresinde beliren şekil başka hiç bir şey
    olamaz.!

    Sanırım son davetlimiz de geldiler. İçeri girerken Asalet’in
    başını okşamadan edemiyor Sadakat. Kendinden emin tavırları rahatsız edici
    doğrusu…

    Evet sonunda ihtişamını seyre layık görüldüğümüz Aşk gösteriyor
    kendisini. Heyecanlanmamak elde değil. Zarif tavırlarıyla merdivenleri iniyor
    ağır ağır. Villanın galeri kısmına kurulmuş olan büyük masaya yönlendiriyor
    herkesi. Ve yaveri olan Hasret kaşığını kibarca kadehine üç defa dokunduruyor.
    Bütün ses kesildikten sonra bir saniye kadar Sükunet’in sesi duyuluyor. Belli
    ki susma konusunda pek meziyet sahibi değil. Ve Aşk başlıyor söze…

    “Her birinizin indimde ne denli değer teşkil ettiği tartışılmaz
    bir mevzudur. Şunu belirtmek isterim ki ; Kader artık varlığımızı Dünya’da,
    yani İnsanlar üzerinde göstereceğimiz yönünde bir karar almıştır. Hepimiz birer
    göreve layık görüldük ve ilk molamız kıyamet. Aramızdan bir kaçımız buradaki
    tavırlarımıza ters düşecek misyonlarla donatıldık lakin ben başta olmak üzere
    bir kaçımızın şeklinde taviz verilemeyeceği düşünüldü. Sevgi, Öfke ve Umut
    mevcut hallerini muhafaza edebilecekler. Kendi görevimden bahsetmem gerekirse ;
    Öncelikle gittiğim her yere Hasret’i , Umut’u ve Sadakat’i götüreceğim. Can-ı
    gönülden sevdiğim Gurur ile ayrı düşüyoruz. Ne o benim bulunduğum yerde ne de
    ben onun bulunduğu yerde olabileceğim. Eğer böyle bir hadise cereyan ederse
    lanetleneceğiz. Ayrıca kapıda başını okşadığınız Asalet kabaran göğüslerde
    olacak” diyor ve derin bir nefes aldıktan sonra şarabını yudumluyor,

    Akabinde gözlerime bakarak ;

    ” Ve sen Yalan, Gerçek olmayan her şeyi sen temsil edeceksin…!”

    sözleriyle irkildi bedenim. Bir anda bütün salonun ilgi odağı
    olmak bende rahatsızlık hissi uyandırsa bile belli etmedim. Bana bakan nefret
    dolu gözlere aldırış etmeden aşkın sözlerini tamamlamasını
    bekledim.Sevilmediğimin farkındaydım. Sevilmemek rahatsız etmedi hiç bir zaman
    beni. Sevgisizlik beni daha da yüceltti.O yüzden ne aşka,ne güvene,ne
    sadakate,nede aselete kızmadım.Sabırla beni anlayacakları günü
    bekledim.Olgunlaştıkları zaman beni anlayacaklarını biliyodum..Yıllarca kendi
    kabuğumda öylece sessiz kalırken,arkamdan söylenen hakaretlere aldırış bile
    etmedim.Sustum sadece sustum..Ta ki beni anlayacakları gün konuşacaktım..Olaya
    beni gözümle baktıkları gün maskemi indirecektim.

    Hayatımda ilk defa kırıldıım. Yorgun bedenim artık bu tür
    hakaretleri,nefret dolu bakışları kaldıracak durumda değidil.Kabul etmesemde
    yaşladım.Artık tek isteğim sessizce kabuğuma çekilmek.Yüz yıllar boyunca
    rahatsız edilmemek istiyorum.Ve bu gece ilk ve son defa bu kadar kişinin önünde
    gardımı indirerek kendimi anlatmaya çalışacagım.Ondan sonra da ne derlerse
    desinler aldırış etmeden sessizce köşeme çekileceğim.

    Aşk kürsüden indikten sonra ağır adımlarla kürsüye ben
    çıktım.Meraklı ve nefret dolu gözlerle insanların benim kürsüye çıkışımı
    sabırsızlıkla izlediklerinin farkındaydım.Merak ediyorlardı..Ne
    söyleyeceğimi..Kendimi çaresizce savunacağımı düşünüyorlardı..tam aksine
    kendimi savunmayacaktım..genel bir özeleştiri yapacaktım kendimce..

    konuşmaya başlamadan önce son bir kez hepsinin gözlerine
    baktım..ne kadar çaresizdiler..korkuyorlardı benden..ürküyorlardı..ben
    korkulacak biri değildim ki...anlaşılmamak yordu ya şu yaşlı bedenimi..

    bir yudum su alarak bogazımı temizledim..bu gece buradaki
    herkesi etkilemem gerektiğinin farkındaydım..eğer kendimi inandıra bilirsem
    herşeyi düzelte bılırdım..öncelikle kendilerini..böylelıkle benımle uğraşmak
    yerine dönüp kendilerine bakma fırsatı bulabileceklerdi..belki de artık benden
    nefret bile etmeyeceklerdi...

    ' öncelikle merakınızı gidereyim..kendimi sizin karşınızda
    savunmayacağım..evet haklısınız..bu güne kadar insanlara bir tek mutsuzluk
    getirdim..kimse tarafından sevilmedim..zaten sevilmeyi de beklemedim..kin ve
    nefret ile yeterince yalnızlığımı giderdim..bu gece size söz veriyorum..bir
    daha hayatınızda olmayacağım..sonsuza kadar kendi kabuğumda sizi bir daha
    rahatsız etmemek üzere yaşayacağım'

    yüzlerde oluşan gülümseme beni rahatlattı..hayatlarından
    çıkacağım fikri bile onları gülümsetmeye yetti.

    aşkın sesiyle düşüncelerimin arasından sıyrıldım:

    'gerçekten bunu yapa bilecekmisin??sonsuza kadar hayatımızdan
    çıka bilecek misin?'

    bir babanın çocuguna verdiği nasihat gibi derin bir iç çekerek
    aşka:

    'sizden tek bir şartım var..tek bir şartla hayatınızdann yok
    olup gideceğim..'

    aşk sordu:

    'sonsuza kadar yok olucaksan her türlü sözü verebiliriz'

    sabırla cevapladım:

    'ya senden birşey istesem?'

    aşk sabırsız bir şekilde karşımda
    kıvranıyor,heyecanlanıyor,söyleyeceğim şeyi merak ediyordu.

    'bak yalan..arkadaşlarımın önünde sana söz veriyorum..ne
    istersen iste ne yapmamı istersen ne söylememı istersen söylerım..eger bizi
    terk edeceksen..gerçekten gideceksen'

    salondakiler kıvranmaya başlamıştı.bu yeni gelişme karşısında
    yüzler meraklı ve heyecanlı bir şekilde bana bakmaya başlamıştı.sanırım
    aşkın,sadakatin,güvenin,mutluluğun,asaletin ilk ve tek bana gülümseyerek bakan
    bakışlarıydı..son cümlemi söyleyip yorgun bedenimi götürmeye hazırdım..aşkın
    ışıl ışıl parıldayan gözlerine baktım..

    "Ve sen aşk, gerçekliğini ispat edene kadar sen de koca bir yalansın. Bana gerçek olduğunu ispatlarmısın?"