engelleme seçenekleri



mabedim parliament kullanıcısı size özel mesaj gönderemez.


mabedim parliament kullanıcısının yazdığı hiçbir entryi görmezsiniz.


mabedim parliament kullanıcısının açtığı hiçbir başlığı görmezsiniz.
not: bu engelleme türü önerilmez (bkz: #46343)


175· 0· 0· 0· 1139 gün önce
“bugün pazar
bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar
ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum
sonra saygıyla toprağa oturdum
dayadım sırtımı ...devamını oku
“bugün pazar
bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar
ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum
sonra saygıyla toprağa oturdum
dayadım sırtımı duvara
bu anda ne düşmek dalgalara
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım
toprak, güneş ve ben...
bahtiyarım...”
nazım'cığımın gözlerinden öperim
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
  • ekşi sözlük'ün blog sözlük'teki özelliği taklit etmesi

    Profilime sabitle özelliğini ekşi’de gördüğüm anda “blog sözlük’te de vardı ne güzel olmuş.” demiştim. Taklit olarak düşünemeyeceğim kusura bakılmasın ama eğer bazı ilhamlar alınmışsa iyi ki de alınmış demek istiyorum. İnteraktif sözlüklerin birbirileri arasında fikir alışverişi yapmış olmasını olumsuz bulmuyorum. Kaldı ki blog sözlük’ün ekşi’den hiç esinlenmemiş olduğunu sanmıyorum.
    Gayet de haberim var işte. Blog sözlük bir zamanlar müthiş kaliteli işler yapan ve aktif kullanıcısı olduğum bir platformdu ancak yeterince popüler olmaması ve özgün içerik üretimindeki sıkıntıları yavaş yavaş uzaklaşmama sebebiyet verdi. Böyle konuşunca moderasyon kırılmasın yapılan işi ve çabayı takdir ediyorum. Ancak ekşi’nin bir ağırlığı olduğu gerçeğini de göz ardı edemeyeceğim. Yolunuz açık olsun. Öylesine orijinal olun ve telif haklarını alın ki tazminatını çatır çutur yiyebilesiniz.
  • kitap okurken bir deftere not almak

    Gönül isterdi ki içime işleyen cümlelerin altını çizebilecek kadar kitapları metalaştırmamış biri olayım fakat öyle değil işte. Her defasında hiç yaşanmamış, kırılmamış bir şekilde kitaplığımda yalnız bırakmak istiyorum onları. Böylece bir süre sonra tekrar elime aldığımda “bak seni unutmadım, seni seviyorum ve kusura bakma bu benim hislerimi gösterme şeklim.” diyebiliyorum. Küçük bir karakter analizi de çıkartılır bu hususa dayanılarak.
    Elbette o ezbere atmak istediğim parçaları yazdığım kahverengi kaplı bir defterim var. Eğer o yanımda yakınımda değilse etrafta yana yakına kağıt kalem arayıp ona yazıyor ve ulaştığımda sayfalarının arasına iliştiriyorum. Bu minik alışkanlık hiç terk etmesin beni.
  • düşün ki o bunu okuyor

    Anlatmıştım sana, umuyorum hatırlıyorsunuz. Bazı insanlar sevdiklerine sırtını dayamak ister. Böyle olmasını istemiyorum dediğimde şaşırmıştın. Çünkü dayandığında yük olursun ona, hayatını güçleştirirsin, köstek olursun bir nevi. Değil sana zarar vermek ayağına taş değsin istemezken nasıl taşları önüne yığan kişi olmayı kabulleneyim ki?
    Ben sana tutundum yalnızca. Hiç bırakma ellerimi, yine ansızın öp onları. Bu benim lisanımda iyi ki tutunuyoruz birbirimize demektir. Belki biraz daha iyimser yaklaşırsam ellerimizi ayırmak nasip olmasın diye bir duadır.
    Al işte manasız bir duygusallık çöktü yine üstüme. Bu yetmezmiş gibi yanımda da değilsin. Senin göğsüne yatmışken geleceğe umutla baktığıma dair yalanlarıma inanıyormuşum gibi. Esasen kocaman bir korku bulutuyla yaşıyorum. Küçük bir şimşeğin çakmasına bakıyor fırtına kopması. O anda yanımda değilsen yahut yanımda olsan dahi hissedemiyorsam sevildiğimi yani yalnız usulen duruyorsan keder sarmaşıkları kaplıyor yüreğimi.
    Ben çalışmayı, öğrenmeyi pek severim de sınanmaktan hiç hazzetmem. Her an yitirme mülakatlarında olup nefes almak kolay değil. Diğer yandan gayri ihtiyari sana hayatım demiş olmanın uyandırdığı panikle biraz afallamışım. Zaten azıcık bile hazırlanmadan kocaman bir duygu yükünü sırtlandım, çuvallamam an meselesi. Ne yöne koşacağımı şaşırdım, olağan ben değilim inan, soluk soluğayım. Üstüm başım perişan. Pespaye halim zihninde yer etmesin. Hadi tut bir ucundan toparlayalım bizi belki ufak bir kaçamak yaparız. Temennilerimi anlaşılabilmek üstüne inşaa ettim, bir tane daha ekleyeyim. Canım insan, asla üzülmeyelim ne olursun.
  • ilk kez bir kızla yemeğe çıkacak erkeğe tavsiyeler

    Yemek Teklifini yaptıktan sonra yapmanız gerekenler;
    1. Mekan seçimini karşı tarafa bırakmayın. Yemek yenilecek yer mümkünse daha öncesinde gittiğiniz ve beğendiğiniz bir yer olsun. Burada yemek önerisinde bulunmak da önemli karşınızdaki kişinin sevebileceği şeyleri tahmin etmeye çalışarak küçük bir oyun oynayabilirsiniz. Mümkünse gideceğiniz yerde masalar fazla dar veya fazla geniş olmasın. Birbirinize çok yakın olursanız ve hareket alanınız kısıtlı olursa ortam gerilecektir. Ortamın aşırı kalabalık ve gürültülü olmamasına da dikkat edin çünkü zaten önemli olan aynı masada yemek yemek değil sohbet edebilmek.
    2. Yemek seçiminiz olabildiğince sıradan olsun. Her zaman ne yiyorsanız onu yiyin. Burada esas olan absürt hareketler yapmamak sonuçta kimse sizden lahmacunu çatal bıçak ile yemenizi beklemez. Tabii bazı riskli yemekler var mesela kaşarlı domates çorbası sizi üzer. Kibar olacaksınız diye tutup salata yemeniz gerekmiyor.
    3. Bakışlarınız karşınızdakini germesin. Karşınızdaki büyük bir lokmasını çatalına batırmış ve ağzına götürüyorsa dimdik yüzüne bakmamaya çalışın. Siz de tabağımla ilgilenin ki o da rahatça yesin.
    4. Telefonunuz mümkünse sessizde ve cebinizde olsun. Acil bir mevzu olmadıkça telefonla ilgilenmeyin ki karşınızdaki kendisine değer verdiğinizi anlasın. Aksi takdirde çok hızlı bir şekilde yüzünün düştüğünü görebilirsiniz.
    5. Servis elemanları ile mesafeli olun. “Oğlum, usta, abicim, canım, baksana” gibi yılışık sözler söylemeyin. Unutmayın servis elemanları sizin köleniz falan değil. “Bakar mısınız? Menüyü alabilir miyiz? Hesabı alabilir miyiz?” gibi hitaplarda bulunabilirsiniz. Bir kadınla yemek yediğiniz için değil her zaman garsonlara saygı gösterin.
    6. Hesapta ısrarcı olmayın. Bu konu biraz karmaşık aslında nabza göre şerbet vermek gerekiyor. Kadının karakteri nasıl davranmayı kaldırıyor ise öyle davranın. Ama illa hesabı ödemem lazım diyorsanız “Davet eden öder bu sefer ben ödeyeyim davet edersen bir dahakine de sen ödersin.” Gibi kibar bir şekilde ikinci buluşmaya ayak yapabilirsiniz. Ama kadın ekonomik özgürlüğünü her alana taşıyorsa Alman usûlü ödeyin sonuçta mavi kimlik elinizden alınmıyor.
    7. Sohbeti olağan bir şekilde ilerletin. Sosyal hayatlarınızdan konuşun. Karşınızdakine çok özel olmayan sorular sorun ve ilgi ile dinleyin. Bu masada ekonomi, siyaset, futbol konuşmanız pek olumlu değil. Tabii çalışma hayatınız bunlar üstüne şekilleniyorsa ayrı mesele. Kitaplardan, şarkılardan, güzel şehirlerden konuşun ki ileride de paylaşacak şeyleriniz olsun.
    Genel olarak böyle. Olduğunuz gibi davranın ama hödük gibi de olmayın. Biraz kibar davranmak en iyisi ama göze batma riski de çok yüksek. Erkeklere tavsiye vermek zor, vur demeye gelmiyor hemen öldürüyorsunuz. Kadınların onayından geçmek de zor. Ne diyelim kolay gelsin.
  • hiç starbucks reklamı olmaması

    Daha önce dolar görmediğim için (bkz: Hiç dolar olmaması) gibi bir argüman öne sürebileceğime inandıran başlık.
    Öncelikle reklamın anlamını sorgulamak gerekiyor. Esasen her mecradan yapılan duyurular, kampanya ve afişler, müşteri çevresini genişletme politikaları reklam kapsamına girebilir. Sosyal mecralarda insanlar kahve bardağının fotoğrafını paylaşıyorsa, bazı bankalarla işbirliği içerisinde videolar çekiliyorsa reklam yapılıyor demektir.
    Ayrıca merak ettim ve YouTube’a baktım kanalları da varmış. Öğrenmek isteyenler için link burada
  • blog sözlük itiraf

    (bkz: #93443) iş bu entryde belirttiğim gibi bir ayrılık yaşandı. Kendisi ile tam altı ay yedi gün sonunda ilk kez konuştuk. İçime kovalar dolusu su serpti. Özlemiş beni, çok seviyormuş hâlâ, bitirememiş. Aylar sonra bazı çiçekler açtı içimde, bahara dair umutlarım yeşerdi. Uzun zaman sonra bu gece biraz da olsa mutlu uyuyacağım. Fakat hiçbir şey tamam değil henüz.
    Birbirimize hâlâ çok kırgınız. Ona da söyledim; belki çok bencilce gelecek ama sana dair en ufak fikrim yoktu, ben yalnızca benim çektiğim acıyı gördüm. Bana bir bardak almıştın, üzerinde “iyi ki varsın!” yazıyordu. Kendimi sorguladım. “İyi ki mi varım? Niye varım?” Özgüvenim yavaş yavaş can verdi.
    “Benim arkamda kocaman bir dağ vardı. Benim yıllarca ilmek ilmek çalışıp didinip diktiğim dağım yıkıldı. Benim dağım niye yıkılsın ki?” dedim.
    “Öyle anlar var ki içim çekiliyor. Ne zaman bir şey olsa, canım sıkkın olsa yahut neşelensem ilk seni arardım. Ben hep sana koştum. Ama bu süreçte beni ıssız bıraktın.”
    Paramparça olmuşuz ikimiz de. Benim böyle olduğumu biliyorduk da onun da benden çok farklı olmadığını öğrenmek iyi geldi. Belki de hayatımda ilk defa onun kötülüğünü istedim. Üzülsün, özlesin, en az benim kadar sürünsün istedim. Sürünsün ki birbirimizi tekrar bulalım istedim. Bilmiyorum belki de sağlıklı bir düşünce değil bu ama tüm olanlara kayıtsız kalmasındansa bensizliği iyi yaşamasın istedim.
    Şimdi her şey çok başka. Hiç olmadığımız bir konumdayız. Eski samimiyetimizi kaybetmiş olmanın fikri bile kahrediyor. Kocaman bir belirsizliğin içinden çıktığımıza seviniyorum. Ama diğer yandan bambaşka bir bilinmezin ortasına düşen kalbi paramparça iki çocuğuz hâlâ.
  • düşün ki o bunu okuyor

    Ne olursun senden soğumama ve belki de nefret etmeme olanak tanıma, izin verme. Tüm problemlerde yaptığım gibi açık açık söyledim sana; senli hayallerim var. Eğer bu hayalleri sen de istiyorsan kal, bunlar sana deli saçması geliyorsa dön arkana yoluna bak. Tüm ikazlarıma rağmen şikayetçi olduğumuz bariz bir çemberin içerisinde döndürüp duruyorsun bizi. İnan çok yoruldum. Ben merkeziyetçi zihniyetinden, empati yoksunluğundan, arsızlığından bıktım. Şaşırarak izliyorum kendimi nasıl hâlâ sabrediyorum diyerek. Acabalar kovalıyor, ben kaçıyorum. Külçe külçe sorular sırtlanıyorum. Ne zaman patlayıp saçılacağım ortaya merak ediyorum.
    Bak bu da son ihtarım; kendine bir iyilik yap ve lütfen beni daha fazla üzme.
  • pek bir şey yok