engelleme seçenekleri
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
-
besame mucho
Siestadan sonra evin avlusundaki serin çardakta oturuyordu. Ufukta sönen kızıllığı izliyordu bir yandan, mahzenden çıkardığı eski bir şarap eşliğinde. Her yudumda başı dönüyordu.
Açıktaki balıkçı teknesine kulak verdi biraz, martı sesleri arasından belli belirsiz bir şarkı duyuluyordu; " que tengo miedo perderte, perderte despues."
Bu ses onu yarım yüzyıl öncesine, sonun başlangıcına götürdü.
-
jeanne d'arc
Tarihte bazı karakterler olur ya, hiç görmediğiniz halde hikayesini dinlediğinizde, aslında tanıdığınız biriymiş izlenimine kapılırsınız. Onlardan biri jeanne d'arc. Engizisyonun cadılıkla suçlayıp ölüme mahkum ettiği, anlaşılamamış insanlardan. 500 yıl sonra yaşasa bu kez de şizofreniyle yaftalanacaktı belki de, kimbilir. Ancak benzer şeyler yapmaktan kendini alıkoyamayacaktı yine, biliyorum.
Ah jeanne, ne olurdu onları bıraksaydın da kendi kirli politik oyunlarında, taht kavgalarında boğulsalardı.
Orleans'taki küçük bahçemizde ortanca ve laleler yetiştirseydik.
-
homeostatik mekanizma
Organizmayı, sparta site devletine benzer biçimde tasvir eden kuram. Buna göre hücrelerin her biri kendini, canlının hayatını sürdürdürebilmesi için feda etmeye hazır askerler olarak görmektedir. Bireyselleşmeyi bütünüyle reddedip komünal yaşama uyum sağlamışlardır. Her hücre ihtiyacıyla orantılı olarak besin ve oksijene ulaşır. Defektli ve fiziksel açıdan yetersiz olanlara hayat hakkı tanınmamaktadır. Hiçbir makrofaj, bir pers casusunu bağışlamaz.
-
wicked game
Kuzey egede bir kumsalda, banliyölerin gürültüsünden millerce uzakta yürüyordu tek başına. Etrafta kimseler yoktu, seyyar satıcı dışında. O da dura dura ilerliyordu. Teypteki şarkı eşlik ediyordu bu ana; "what a wicked thing to do, to let me dream of you."
-
piromani
Çocukluğumdan beri muzdarip olduğum durum. Nerde bir ateş görsem, duman çıkarışını, rüzgarda dalgalanışını, titreyişini gözlerimi ayıramadan izlerim hep. Hepsi yüzyıllar boyu yanacak gibi gelir başta, ölümsüzlük ve söylenmemiş düşler fısıldarlar, haleleri arasından gerçekleşmeyecek hayaller canlanır. Sonunda ise herşeyi karbonlaştırıp, belleği kaplayan bir is bırakıp giderler.
-
diyabetik nefropati
dahiliye sözlüsünde karşılaştığım ilk soruydu. sınavın makus talihini belirleyecek ölçüde kritik bir an olduğunu sonradan farketmiştim. bir an duraksayıp, en iyi olduğumu sandığım yer olan etyopatogenez kısmından başlamayı düşündüm. hiperglisemi böbreği nasıl etkilerdi, keşke cecil deki o bölümü üstünkörü okumasaymışım diye hayıflandım. sonra dopamini sönümlenmemiş hipokampal nöronlarıma güvenerek, kandaki artmış glukozun tübülüslere geçerek burada oluşturacağı gradyente bağlı olarak tübülüs epitelini tahrip edeceğini söyledim. hoca bu tezi bu denli ısrarla savunmam üzerine, sanırım yalnızca tübülüslere çalışmışsın dedi. cephanesiz kalmış bir er çaresizliğiyle sustum.
-
kumarda kaybeden aşkta kazanır
Kumarda kaybeden insan, öyle gizli kapaklı işleri olmayan, yüreği açık ve duygularını belli eden insandır. O yüzdendir ki, sol beyni dominant realist insanların yetkin olduğu bir alandır kumar. Aşka gelince orası öyle kaotik bir alan ki kimin kaybedip kimin kazandığı şeklinde bakmak biraz zor, macellan vari, dünyanın düz olduğunu söyleyenlere inat, bitmek bilmez fırtınalara inat bir azimle okyanuslara açılanların sonuca ulaşabileceklerini ďüşünüyorum orada. şehirlere bombalar yağarken sevişebilmek mantıklı insanların yapabileceği birşey değildir çünkü.
-
sözlük yazarlarının en çok görmek istediği yerler
Machu pichu antik kenti, nazca çizgileri, aztek ve uygur piramitleri
-
100 soruda mitologya
Mitoloji bana hep pan ın labirentini anımsatır, her köşesinde hikayelerin yitip gidenlerin olduğu bir labirent, ve tüm bunlar için gözyaşı döken, koca gövdesiyle hıçkırarak ağlayan pan.
-
duvar
Bir gün bir mikrobiyoloji dersinde adını hatırlamadığım bir bakteriden bahsediyordu hoca. Bu sevimli bakteri antibiyotiklere direnç geliştirmek için duvarını öylesine kalınlaştırıyormuş ki dış ortamdan izole olup ölüyormuş. O an birkaç milisaniyeliğine göz göze gelmiştik, ve muzip gülümsemenden o bakteri gibi duvarların arkasında kalmak istediğini anlamıştım, amfinin diğer ucunda oturmama rağmen. Buna saygı duydum. Ve başka bir selektif permeabl duvar bulmak üzre yola koyuldum.