engelleme seçenekleri



hyacinthuss kullanıcısı size özel mesaj gönderemez.


hyacinthuss kullanıcısının yazdığı hiçbir entryi görmezsiniz.


hyacinthuss kullanıcısının açtığı hiçbir başlığı görmezsiniz.
not: bu engelleme türü önerilmez (bkz: #46343)


entry uzmanı (201)
60· 7· 3· 0· 2 gün önce
Yeni bir gün doğuyor bulutların arasından. Aheste aheste, bir o kadar da kararlı. Dünün yaşanmışlıklarını bırakıp ardında yepyeni yaşanacaklara hazırlıyor bizi. Bir yirmi dört saat daha bitip yaşanacakların yerini tekrar “yaşanmışlıklara” ...devamını oku
Yeni bir gün doğuyor bulutların arasından. Aheste aheste, bir o kadar da kararlı. Dünün yaşanmışlıklarını bırakıp ardında yepyeni yaşanacaklara hazırlıyor bizi. Bir yirmi dört saat daha bitip yaşanacakların yerini tekrar “yaşanmışlıklara” bırakacağı bir güne. Gelecek zaman ekinin adım adım şimdiki zamana, daha sonra da geçmiş zamana dönüşeceği bir güne.
entry akışı (yeni)
klasik görünüm
  • blog sözlük itiraf

    Tutunmaya çalışıyorum, bir dal arıyorum ama yok. Hiçbir şey yok. Bir taş olmasını diliyorum ama o da yok. Tamamen çekilemeyeceğimi biliyorum, kurtulamayacağımı hiçbir zaman ama hiç olmazsa beni yukarı çekecek ve bir gıdım da olsa rakımda değişiklik yaratacak bir taş, oyuntu parçası bile yok.

    Bir şey var. Tek bir şey var o da karanlık. Düşmem için ısrarla parmaklarımı gagalayan, delik deşik eden akbabalara inat bir şey var. Evet çakılacağım elbet ama yere değil en azından bunu biliyorum. Eninde sonunda düştüğümü ve çakılıp öldüğümü sandıklarında aslında gitmeyeceğim ben. O beni saran boşlukta avutacağım kendimi. Belki kollar değil ama o karanlık saracak etrafımı.

    Olsun. Zaten olması gereken de bu. Evet evet, aynen böyle olacak.
  • üstteki yazara bir gerçek söyle

    Ellerdeki, kollardaki damarların belirgin olmasında birçok sebep vardır. Mesela kadınların hamilelik dönemlerinde karınlarında taşıdıkları bebek yüzünden kan hacmi artar ve damarlar belirginleşir. Yazınsa hava sıcaklıklarının artmasıyla insan vücudunun da ısısı arttığı için metabolizma otomatik olarak yavaşlatılır ve bünye de buna uyum sağlayarak hareketlilikten durağanlığa geçer, bu sebeple damarlar da fazla ısıyı atmak için belirginleşip şişer ve kendilerini yüzeye iterler.

    Spor salonlarında ağırlık kaldıran insanların da bir eylemde oldukları ve efor sarf ettikleri için kalori yakım hızları artar ve vücut enerji harcarken ısındığı için yine bu görüntüye tanıklık ederiz.

    Yemeklerden sonra da vücudumuz sindirime geçtiği için aynı olayı görürüz. Çok zayıf olan ve yağ dokusu nispeten daha az insanlarda; damarları yüzeye diğer kişilere oranla daha yakın olan insanlarda ve ince derili, soluk benizli kişilerde de buna şahit oluruz.
  • saçlarını savuran kız tipi

    Hak verdiğim kız kendisi.

    Bu tipe karşı belli bir yargı oluşmuş sanırsam ama savurmak, bana göre en doğal hakkı.

    Bilen bilir herkesin saçı hızlı uzamaz, o kadar parlak görünmez ya da ısıya karşı meydan okuyamaz. Bir erkek olarak; en sevdiği şey kırılmak ve kurumak olan saçlarımı özel şampuan ve bakım kremleriyle, doğal yağlarla omuzlarıma kadar uzattığım dönemde ben bile görüntüleri çok hoşuma gittiği için savuruyordum, e kızlar savurmayıp da ne yapsın?

    Hava atmaya çalışmıyordur ya da “Herkes bana aşık.” Triplerinde değildir yani. O kadar uğraştığı şeyin meyvesini alıyordur, rüzgarda önüne gelmiştir ya da bunalmıştır.
  • mutsuzken kilo vermek

    biraz değişik bir olay. nasıl bir mutsuzluk olduğuna bağlı.

    bir insana, başıma gelen olaya ya da karşılaştığım bir duruma anlık olarak sinirlenince deli gibi iştahım açılıyor ve önüme gelen her şeyi yemeye başlıyorum miktarı hiç önemli olmaksızın.

    uzun vadede ise beni üzecek, yıpratacak bir şeyle karşılaştığımda durum tam tersi oluyor. i̇ştahım olabildiğine kaçıyor ki zaten fazla yok, midemin varlığını unutuyorum resmen.

    bundan bir buçuk yıl kadar önce, bir zamanlar çok yakın arkadaşım dediğim birisi özel hayatımla ilgili çok kişisel ve mahrem bir sorunumu yaymıştı tüm insanlara örneğin. olay o olay, bir hafta içinde 53 kilodan 47’ye düşmüştüm ve bu süreç iki ay kadar da devam etmişti. bırakın yemek yemeyi okulda gören insanlar yüzüme bir şey der diye kantine su almaya bile gidemiyordum.

    çok da sağlıksız kilolardır bu eksilenler üstelik. üzüntüden verilen kiloların geri alındığını pek görmedim ama kimsenin istemeyerek kilo verdiğinde mutlu olacağını sanmam. baş dönmesi, halsizlik ve kaslarda güçsüzlük gibi sorunlara yol açıyor çünkü ve isteğimiz dışında olan şeylerin bizi tatmin etmeyeceği kanaatindeyim.

    umarım mutsuzluktan dolayı değil, kendi isteğinizle ve bilinciniz doğrultusunda kilo verirsiniz.
  • menemen soğanlı mı olur soğansız mı sorunsalı

    soğanlı olur diyorum.

    soğanlının ne olduğunu bile bilmezdim aslında. annemin “öyle menemen mi olur yemek gibi?” deyişleri ve genel kanılar sonucu şok mesafeli yaklaşırdım ki hiç de yememiştim zaten.

    sonra bir gün yemekte yanlış hatırlamıyorsam ankara menemeni diye geçiyor ama emin de değilim bir menemen yapıldı ve of. yiyiş o yiyiş.

    hayatımda hiç bu kadar lezzetli bir şey yememiştim. ayıptır söylemesi ekmeği bandıra bandıra, görmemiş gibi yedim o yemeği.

    soğansız olur diyenler bir kere denesinler. aynı benim gibi yemekten alıkoyamayacaklar kendilerini bahse girerim. bir daha da misafirlik ya da dışarı çıkmalık bir durum olmadığı sürece de asla soğansız menemen pişmeyecek o evde.
  • pazar kahvaltısı

    gelmesini bir türlü istemediğim kahvaltı çeşidi.

    benim için bol yağlı ve kızarmış ekmekler, cızır cızır sucuklar, yumurtalı ekmekler, kızarmış biber ve patatesler, pişiler demek. artık o o kadar aşinayım ki kahvaltı lafını duyunca direk bunlar belirmeye başlıyor aklımda

    gelmesini istemememin sebebiyse annemler hafta sonu bir ya da iki gün evde oluyorlar ve oldukları günler boyunca sanki haftanın geri kalan süresinden intikam almak istermişçesine ağır yemekler ve kahvaltılar yapıyorlar hatta öyle bir hal alıyor ki o günlerde şeker - kolesterol çıkmasından sürekli bir uyku halinde oluyorum ve en az 2- 3 kilo da almış oluyorum.

    sevmeyen de bir benim sanırım. kime sorsam bayılıyor.
  • kadınların erkeklerden uzun yaşaması

    Sallama yapmaya geldim. Yeme bozukluklarını araştırdığım bir dönemde kilolu insanların zayıf insanlardan daha uzun yaşadığını duymuştum. Bir yetmiş boyunda iki yüz kırk kiloya çıkan ve evden adım atamayan birisi morbid obez olsa da belli bir dönem aralığı içinde yaşamaya devam edebiliyor. Oysa aynı boyda otuz beş kiloya düşen biri çok rahat çoklu kalp ve organ yetmezliğinden ölebiliyor. Pek alakası olmasa da kadınlarda erkeklere oranla yağ miktarı daha fazla, kas dokusu daha az oluyor. Belki bunun bir etkisi olabilir.

    Evet sallama bitti, şimdi gidebilirim.
  • reddedilince hemen vazgeçen insan

    Muhtemelen gerçekten sevmiyordur. Geçici bir hevestir onunkisi, fiziksel bir çekimden ibarettir sadece.

    Gerçekten seven insan böyle kolay bir biçimde pes etmez çünkü. Karşılık alamayacağını bilse de kırk takla atar. Olanı oldurmaya, bilinmeyeni bildirmeye çalışır. Aşk denen bu illetin gücünü imkansızlığa meydan okurcasına kullanmaya çalışır. Bazense hiçbir şey yapmaz ama vazgeçtiği anlamına gelmez bu. Aksine, sessiz bir isyandır sadece.

    Basit ve kolay heyecanlarsa bir “Hayır” la gömülüverir tarihe.
  • blog sözlük'ün bitme nedeni

    Yeterince açık değil mi? Gruplaşma.

    Bu sözlüğe geldiğim günden beri görüyordum bu durumu. Eminim ki sözlüğe üye olmayan, gelip giden misafirler de benimle aynı fikirdedir. Evet, çok fazla dile gelen ve yazıya dökülen saygısızlıklar yoktu ama bir kümeleşme hep vardı. Belli başlı yazarlar sadece birbirlerinin yazılarını beğeniyordu; ki bu içi boş ve mesnetsiz, içerikten yoksun olduğu halde; böyle bir durumda da insanlar yazmaktan soğudu ve teker teker terk ettiler sözlüğü.

    İnsanların içinden gelerek yazdığı ve içinde hiçbir kötü niyet olmadan dile getirdiği düşünceleri kötülemek de bir diğeri. Bunu neden yapıyorsunuz? Ne zararı var ki o kişinin size?

    Sözün özü ilk önce bu kitle algısının kırılması gerektiğinin kanaatindeyim. Belki bu yapılırsa yeni yeni arkadaşlar gelir aramıza. Süresini unuttuğum zaman boyunca boş olan gündem başlığı da bir nebze dolar, biz de kaliteli entryler okuruz; hep beraber düşüncelerimizi paylaşır, yeri gelir tartışır, bazen üzülür, bir şeyler öğrenir ve güleriz belki.

    Doğru ya da yanlış. Katılın ya da katılmayın, ben sadece fikrimi savundum. Umarım bu dediklerim tekrar olur ve burası eski haline, eski canlılığına döner.