engelleme seçenekleri



daedmier kullanıcısı size özel mesaj gönderemez.


daedmier kullanıcısının yazdığı hiçbir entryi görmezsiniz.


daedmier kullanıcısının açtığı hiçbir başlığı görmezsiniz.
not: bu engelleme türü önerilmez (bkz: #46343)


entry akışı (yeni)
klasik görünüm
  • gece kendi kendine konuşurken lafın lafı açması

    başkalarına söyleyemediğim ya da söylemekten delice çekindiğim cümleleri kendime söyleyip karşımdaki benin cevap verişiyle sohbetin hararetlenmesi ve uykunun bu muhabbetten sıkılıp gitmesi olarak özetleyebilirim durumu. çok lanet bir durumdur. konuya göre bazen iç huzurunu kaçırır ya da seni üzen asıl gerçeklerle karşılaşıp ağlamaya başlarsın aniden. bazen de rahatlatır karşındaki insana bu düşünceleri aktarabilmiş olmak fakat karşındaki kişinin de sen olduğunu anlayınca yeniden bir umutsuzluk çöker geceye. büyük bir pes edişle uykunun peşine düşersin. bir şekilde sabah olur, olur da sen yine aynı acılarla ve aynı düşüncelerle mutsuz bir şekilde o yataktan kalkmış olursun.
  • Cem adrian

    denildiğinde aklıma bambaşka bir ismin gelmesine sebebiyet veren muhteşem sanatçıdır. fakat ne zaman dinlesem ya da adını duysam aklıma gelen kişinin etkisiyle tuhaf olurum. bu nedenle adını duymaktan, görmekten ve şarkılarını dinlemekten kaçıyorum adeta.
  • sigara kullanan kadın

    küçük olduğunu umut ettiğim kesimin ötekeleştirmeye çalıştığı kadınlardır. zira onların görüşüne göre kadın masum ve temiz olmalıdır. sigarayı da yeşilçam filmleriyle bağdaştırırsanız eğer masum olmayan kadınların içtiği yanılgısı ile karşı karşıya kalırsınız. sigara içen kadının üzerine yüklenen bu imajın karşısında şaşkınlıkla duruyorum. sigara içen kadın ne kezbandır ne de yaratılan algıya göre fahişedir. sadece sigara içiyordur tıpkı erkeklerin de içtiği gibi. he siz erkeklerin masum olmadığını bu yüzden sigarayı tükettiğini savunuyorsanız ve bu mantığa göre sigara içen kadınların masum olmadığı düşüncesine varıyorsanız pek bir şey söyleyemem. zira böyle düşünenlerin benim kelimelerimi idrak edebileceğini sanmıyorum.
  • cumartesi gecesi evde oturan ezik ve yalnız insan

    ötekileştirildiği halde zevk veren olaydır. nedense yalnız kalmanın eğlenmekten ve çılgınca arkadaşlarla anı yaşamaktan daha huzur veren bir durum olduğunu kavramak zordur. bir cumartesi gecesi evde kitap okumak veya şarap eşliğinde yazı yazmak neden insanları ezik yapıyor? bazı ithamların kaynağını anlamak zor açıkçası.
  • yalnızca 6 saatin var deseler ne yaparsın

    istanbulun en sevdiğim köşesine gidip insanları ve çeşitli hayatları izlerdim. şarabımı yudumlayıp sigaramı içerken yavaşça içinden kurtulduğum kaosun dışındaki huzurla buluşurdum. belki o sırada en sevdiğim şarkı ve şiir dizeleri de bana eşlik ederdi. ya da şiirlerden hiçbir şey anlamadığım için sıkılıp kitaplara dönerdim. birkaç kelime karalardım kitapların üzerine. hiçbir zaman yayınlanmayacak bu kelimelerin son kez içimden çıkıp somutlaşmasına müsade ederdim. belki 6 saatin sonunda biri o parkta kitabı bulup alacak ve benim yok olmuş hayatımın kırıntılarıyla yeniden var olacaktı.
  • edebiyat dergileri

    geçmişten gelen ve günümüzde dahi etkisini sürdürmeyi başarabilmiş yazarların sayesinde ekmek kazanan pazarlama ürünleridir. çoğu için bu tanımı net bir şekilde yapabilirim fakat istisnaların olduğunu unutmamak gerek. ne yazık ki edebiyat dergilerinin bir kısmı edebiyattan uzak, bir kısmı tekrar eden ürünler, bir kısmı ise popüler kültürden nem almış isimlerin arkasına gizlenerek ün yapma çabası içindedir. başarılı sanatçıları örnek almak yapılması gereken bir harekettir lakin örnek almak ile aynısı olmaya çalışmak arasında fark vardır. dergiler maalesef aynısı olmak için çabalayan yazarları bünyesine alıyor. farklı kalemler, ilginç üsluplar göremiyoruz. farklı isimlerden çıkan aynı yazıları okumak beni sıkıyor ve edebiyatın yerinde saymasına neden oluyor. eğer gerçekten bir edebiyat dergisi olsaydı piyasadaki dergiler, yeni akımlar ve özgün sesleri bünyesinde buluşturur, biz buradayız derdi. oysa bunu yapan kıyıda köşede kalmış fanzinler yalnızca. ve yer kaplayan şişirilmiş edebiyat dergileri bu fanzinlerin gün yüzüne çıkmasını engelliyor. sanattan ve sanatçıdan anlamayan bir toplum yetiştirildiği için tek amaçları para para para.
  • elhamdülillah demeyi bilmeyen müslüman

    okumayı bilmeyen bir toplumun üzerine inşa edilen ülkemizde sıkça karşılaştığımız durumdur. en üzücü şey ise okumayı bilen kişilerin dahi okumak için çaba göstermemesidir. müslümanlığın ne olduğunu bilmeden kulaktan dolma bilgilerle ve okulda verilen yarım eğitimlerle dini yaşamaya çalışınca garip tablolar ortaya çıkıyor. bu durum da o tablolardan biri. keşke insanlar ilk emir olan okuma eylemini gerçekleştirebilse ve birazcık akıl sahibi olmak için çabalayıp okuduğunu anlayabilse daha güzel bir dünya yaratma şansımız artacaktır.
  • Gizli gizli yaptıklarını toplumda inkar etmek

    dışlanma korkusundan ötürü harekete geçen içgüdünün bir unsurudur bana göre. her türlü pisliğe karşı ufak bir arzu duyup dünyanın en dindar, en muhteşem insanıymış gibi davranmak toplumumuzun bir kuralı. eğer oyunu bu kurala göre oynamıyorsan karşılaşacağın baskıya katlanmak zorunda kalacaksın demektir.
  • gece sokakta öpüşen çifti taciz eden motorlu

    ahlaki değerden yoksun insan örneği. ne yazık ki ahlakı yalnızca dini kurallardan ibaret sanan ve dinin yapma dediği şeyi edep olarak ithaf eden insanımsı bir varlık. öpüşmeyi ahlaksızlık olarak nitelendirip bir başkasının özgür iradesini gasp etme cüretinde bulunan bu tarz kişilerin niçin yalnızca öpüşmeye, sevişmeye sesi çıktığını anlayamıyorum bir türlü. sokak ortasında dövülen kadının Türkiye'de hoş karşılandığını öpüşmenin ise örf ve adetlere ters düştüğünü mü anlatmaya çalışıyor böyle kişiler? o halde sevginin düşmanca nefretin ise hoşgörüyle karşılandığı bir ülkeyiz demektir. yazık.