zaman
-
telafisi olmayan tek şey -
hep akan... -
Elimden, avucumdan kayıyor, tutamıyorum. -
Nasıl geçtiğimi anlamadan yıllar geçiyor. -
Kullanamadığımı düşündüğüm kavram. Mesela ne işim var burada? -
uzaysal boyutu olmayan ölçülmüş ya da ölçülen dönem. -
bazen çok hızlı bazen çok yavaş ama ne olursa olsun aleyhimize işleyen olgu. -
Bazı şeyler kendi kendini erteliyor. Zamanın suçu yok. Yani istesen de olmuyor. Zaman sadece gorevini yapıyor. -
İnsanın kıymetini bilmediği ve sürekli israf etmekte olduğu olgu.
"zaman, insanın sürekli öldürmeye çalıştığı fakat insanı hep öldürmekle biten şey." -
şu sıralar geçmiyo -
Zamana bırakmayı seven biri olmadım hiçbir zaman.
Zamanı gelince yaparım.
Zamanı gelince unuturum ve zamanında olsaymış dediğim anlarım yok mesela. Her şeyi anında yapmayı seviyorum. O an mesaj mi atmam gerekiyor? Atarım.
O an gitmem mi gerekiyor? Giderim.
O an öfkemi mi kusmam gerekiyor? Kusarım asla sakinleşmeyi beklemem.
Bunun sonucu ne olursa olsun ertelemekten, geç kalmaktan, pişmanlık duymaktan iyidir. -
o kadar kıymetli ki hiç bizim olmayan, kontrolü bize hiç verilmeyecek olandır. -
Belki zamanla unutur.
Belki zamanla alışır.
Belki de zamanla görmezden gelir.
Ama asla zamanla sevmez insan...
-
insanoğlu sezyum metalindeki atomun 9.192.631.770 defa titreşerek yaydığı frekansı 1 saniye saydı. Einstein evreni 4 boyutlu olarak tanımlayınca uzay-zaman dokusu oluştu. böylece evrendeki her kütle ve enerji parçasının bu dokuyu büktüğü keşfedildi. bu demek oluyor ki kütleçekimin büyük olduğu yerlerde zaman daha yavaş geçer. -
Hafta ici geçmek bilmezken, hafta sonu jet hızıyla geçen kavram. -
İnsanları hallaç pamuğu gibi atan, gitti mi gelmeyen, geldi mi gitmek bilmeyen, kafasına göre davranan bir kavram...
-
kimi zaman geçmek bilmeyen kimi zaman nasıl geçtiği anlaşılamayan kavram. -
durmayan sürekli akıp giden zaman. -
aslında var olmak ile birlikte kavramsal olarak insanların yarattığı bir olgudur. Zamanı dışımızda bıraktığımızda çok şey değişebilir. -
Kalmasını istediğimiz çoğu şeyi tutamayışımızın suçlusudur.
